Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Jiyan ya da ülke nasıl bölünür  (Okunma Sayısı 175 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Nirvana
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



WWW
« : 10 Ocak 2008 19:38:52 »

Aydemir Güler
Tayyip Erdoğan'ın anadilde eğitim hakkında düşüncesini öğrenmiş bulunuyoruz: "Bekâra karı boşamak kolay." Peşi sıra TBMM Başkanı Köksal Toptan bir röportaj verdi ve bu sözleri tercüme etti: "Böylesine herkesi kucaklayan bir anlayıştan, ayrılık anlamına gelebilecek, farklılıkları eğitim boyutuna, başka boyutlara taşıyacak bir düzenlemeye Türkiye giderse, bana göre Türkiye için en büyük tehlike olur."

Böylece Türkiye'de bugüne kadarki uygulamaların herkesi kucakladığını da öğrendik.

Ancak AKP ileri gelenleri ne derlerse desinler, bu partinin özgürlüklerden yana olduğunu (!) unutmamamız lazım. Bereket sorumlu gazeteciler var. Toptan'la söyleşen CNN Türk temsilcisi gibi: "Grup özgürlüğü yerine birey özgürlüğü" diyor; başkan da pası alıyor: "Tabii tabii... Bireyi çok daha yukarılara çıkartacak, Türkiye'nin özgürlük alanını genişletecek, Türkiye'nin demokratikleşmesini batı standartlarına daha çok yaklaştıracak düzenlemelere ihtiyaç var. Bunları bir tarafa iter de belli gruplara, kişilere dönük özgürlükler alanı yaratmaya çalışırsak bu Türkiye'de ayrılıklar meydana getirir..."

Ne kadar öğretici günler geçirmişiz meğer! İki ders daha: Bir; birey özgürlüğü ile toplumsal özgürlük birbirine karıştırılmamalı. İki; toplumsal özgürlük ülkeyi böler! İsteyene üçüncüsü de var: AKP ülkenin bölünmemesi konusunda son derece hassastır.

Bireysel - toplumsal özgürlükler ikilemi her şeyden önce emekçileri ayazda bırakmanın yolu. Kürtlere de aynı şablonun uygulanmasının düşünüldüğü anlaşılıyor. Dedik ya, maksat memleket bölünmesin!

Türkiye'nin altını neo-liberal politikalarla oyacak, memlekette işletme, tersane, rafineri, sanayi ve banka bırakmayacaksınız, egemenliği ABD ve AB'ye devretmeyi çağın gereği sayacaksınız, küreselleşmeyle ulusal sınırların önemsizleştiğini ilan edeceksiniz, cemaatler çağına dönüp memleketin çimentosu niyetine dini baş köşeye yerleştireceksiniz, ama iş anadillere gelindiğinde yerinizden fırlayacaksınız...

Bütün bunlar milli birlik ve bütünlüğe halel getirmeyecek, ama kalkıp da birileri anadilini sistematik biçimde öğrenmek isterse, maazallah Türkiye çatır çatır bölünecek!

Türkiye, vatandaşların kendilerini bir bütünün parçası olarak hissetme özelliğinin giderek yitirildiği bir ülkedir. Bugüne gelinmesinde ise Türkçe dışındaki dillerin kullanımının herhangi bir rolü olmamıştır. Çok basit; çünkü kullanılamamışlardır!

Ancak rüzgar bu başlığı da kapsamakta, esmeye devam etmekte ve hatta CHP tarafından bile  hissedilmektedir. CHP yöneticisi Sinan Yerlikaya'ya "Anadillerin geliştirilmesi konusunda devletin artık elini taşın altına koyması gerekiyor" dedirtecek kadar... Anlaşılan CHP, Kürt sorununda Amerikan barışının sosyal demokrat yorumuna oynamaya karar vermiş.

Kürt yoksullarının ve Türkçe dışında diğer yaşayan ülke dillerini kullanan halkımızın ise, Amerikan barışından da onun sosyal demokrat yorumundan da, göreceği bir şey olmadığı anlaşılıyor. Çünkü Yerlikaya'nın partisi "anadilin özel eğitim yoluyla şekillendirilmesini savunuyor." Belli ki, sosyal-demokrasi "özel eğitim" in özürlü ve yardıma muhtaç çocuklara yönelik eğitim anlamına geldiğini bilmiyor! Ve tabi ki sosyal-demokrasi özel sözcüğünden sermayeyi anlıyor. Tunceli Ovacıklı Sinan bey örneğin Zazacanın geliştirilmesi için "özel enstitüler ve özel anaokulları kurulabileceğini" söylemek istiyor... Dersim köyleri için ne mutlu haber, ne büyük hizmet!

Yine de sosyal-demokrattır ve özgürlükçü dincilerimizden bir adım ileridedir. Zira yukarıda bahsi geçen Köksal bey, ana dilde eğitimin sağlanması halinde başımıza geleceklere ilişkin olarak bir Kürt çocuğunun kendisine yazdığı mektubu çıkarmış ve ana dilde eğitimin Ağrılı Jiyan'la konuşmasını engelleyeceğini söyleyebilmiştir. Ne demek istediğini anlamak gerçekten zordur... Ama sanırım ve özetle, özgürlükçü AKP'liler, vatandaşlar arasında iletişimin koşulu olarak yaşayan dilleri öldürmek gerektiğini düşünmektedirler.

Tabii AKP'nin kendinden önceki düzen partilerinden farkı, bunun karşılığında her Kürt kentine alışveriş merkezi dikme vaadinde kendini göstermektedir. Kürt milliyetçilerinin de bu teklifi ciddiye aldıkları biliniyor.

Jiyan'a gelince... Babası İstanbul'da çalışıyormuş, annesi hastanede tedavi görüyormuş, altı kardeşlermiş... O ve kardeşlerinin, bugüne dek, örneğin bir tarlada geçici işçi olarak çalışmış olmaları pek muhtemel. Değilse bile, yedi kardeşin, komşu çocuklarının, arkadaşlarının ve başkalarının Türkiye işçi sınıfının saflarına katılmaktan başka bir gelecekleri yoktur.

Sermaye iktidarının asıl korktuğu da budur.





ALINTIDIR : http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=27562
Logged

-----Gelişim Evrem-----

SeSSiZLiGiNuGuLTuSu
_Nirvana_
ahmet
sperm
KIZILIRMAK
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 33



« Yanıtla #1 : 11 Ocak 2008 19:26:45 »

Dersim e  yatırım yapılması gerekir.Orada insanları 2. sınıf gibi görüyorlar.Siyasi rant için geri bırakıldıgnı herkes iyi biliyor.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.554 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu