Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Siyular ABD'yi reddediyor  (Okunma Sayısı 530 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Nirvana
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 86


WWW
« : 23 Aralık 2007 18:14:05 »

ABD'nin kuruluşunda gerçekleşen yerli soykırımına en fazla direnen kabile olarak tarihe geçen Siyular, ABD vatandaşlığından çekildiklerini açıkladı.

ABD’nin kuruluş sürecinde Kızılderililere uygulanan soykırıma, zorunlu göçe ve zulüme en fazla direnen kabile olarak tarihe geçen Siyular, o günden bu güne zalimliği iyice artan ABD yönetimine bir kez daha baş kaldırdılar. Yalnızca ABD’ye değil, onun temsil ettiği insafsızlığa, mülk edinme hırsına ve bencil bireyciliğe karşı duruşun ikonlarından biri haline gelen Büyük Şef Oturan Boğa’nın kabilesi olan Siyular, 1924 yılında kendilerine “bahşedilen” ABD vatandaşlığı hediyesini geri verme kararı aldılar.

Beyaz adamın kopyası olmayı reddediyorlar
“Bizi boyayıp kendi suretlerine benzetmeye çalışan beyazlar, kendi deyimleriyle ‘asimile’ olmamızı istiyorlar. Bizim, mutluluk anlayışı maddeye dayanan ve hırs dolu insanlar gibi yaşayıp bundan tatmin olmamız gerektiğini düşünüyorlar. Bu, bizim yolumuzdan çok farklı.
Beyaz adam ‘özgürlük’ ve ‘herkes için adalet’ olduğunu söylüyor. Bizim adaletimiz ve özgürlüğümüz vardı, bu yüzden neredeyse kökümüzü kazıdılar. Bunu unutmayacağız.”

Amerika Yerlileri Büyük Konseyi - 1927

Siyu kabilelerinin yetkililerinden oluşan bir heyet hafta başında ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir mesaj gönderdi. Kabile bu mesajda ABD hükümeti ile, bazıları yüz elli yıl kadar önce imzalanan anlaşmalardan tek taraflı olarak çekildiklerini açıkladı. Çarşamba günü kabileleri temsilen bir basın açıklaması yapan temsilci Russel Means, kendi pasaportlarını ve sürücü ehliyetlerini vermeye başlayacaklarını belirterek Siyu ülkesinde vergi olmayacağını ve ABD vatandaşlığından çıkan herkesi vatandaş kabul etmeye hazır olduklarını söyledi.

Açıklamada ayrıca ABD’nin Büyük Siyu Ulusu ile 1851 ve 1868 yıllarında imzaladığı 33 antlaşmanın hepsini ihlal ettiği belirtildi. “ABD toprağımızı, suyumuzu ve çocuklarımızı çalmaya devam ediyor” ifadelerine yer verilen açıklamada ABD’nin yürüttüğü toprak ilhak politikasının Siyuları “Beyaz adamın bir kopyasına” dönüştürdüğü vurgulandı.

Sembolik bir çıkış
“İnanmakta güçlük çekiyorum, ama duydum ki onların Büyük Şefi herkesten üzerinde yaşadığı toprak ve sahip olduğu mallar için her yıl para topluyormuş. İnsanın yaşayabilmek için sahip olması gereken şeyler için bile her yıl para ödemesi gerekiyormuş. Eminim biz böyle bir kanun ile yaşayamazdık.”

amcasından aktaran Charles Eastman (Ohiyesa) – Siyu Kabilesi

Kızılderililer, soykırımın ardından ABD’nin en verimsiz topraklarında yaşamaya zorlanmıştı. ABD hükümetinin adeta soyu tükenen bir cins hayvan muamelesi yaptığı Kızılderililere ait bölgeler, doğal parklar için kullanılana benzer bir kelime olan “rezervasyon” olarak adlandırılmıştı. ABD, Kızılderilileri sözde muhtariyet verilen bu bölgelerde de rahat bırakmamış, bilhassa sonradan değerli kaynaklar bulunduğu ortaya çıkan yerlerden Kızılderilileri sürmekten çekinmemişti. Böylelike bir ırktan geriye kalan son temsilciler de kendi memleketlerinde mülteci haline getirilmişti.

Siyu kabilesinin ABD vatandaşlığını bıraktığını ilan etmesi, sembolik olmakla birlikte değerli bir çıkış. Emperyalizmin kalbinde, ABD’nin kendi sınırları içerisinde, dört bir yanı ABD ile çevrili bir ülke kuracaklarını iddia eden Siyular, bunu başarıp başaramamalarından bağımsız olarak ABD’nin zorbalığına boyun eğmenin tek çıkar yol olmadığını, başkaldırmanın da mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Yok olmayan bir sembol

“Bizim inancımıza göre mal mülk sevgisi, alt edilmesi gereken bir zaaftır. O, maddiyatçılığı davet eder. Eğer dizginlenmezse zamanla insanın dengesini bozar. Bu yüzden çocuklar daha küçükken cömertliğin güzelliğini öğrenmelidir.”

Charles Eastman (Ohiyesa) – Siyu Kabilesi

 

Kızılderili kültürü, mülk edinme hırsını aşağılayan, doğa sevgisini öven, alçakgönüllü olmayı ve paylaşmayı teşvik eden yönleriyle hep başta ABD olmak üzere emperyalist kapitalizmin dünyaya dayattığı tüketimci, bireyci yaşam tarzına karşı duruşun bir sembolü oldu.

Modern insanlık kapitalizmin yalnızlaştıran, yabancılaştıran gündelik hayatı içine gömüldükçe, Kızılderili kültürü bir çeşit “geçmişte kalmış bilgelik” olarak algılanmaya başladı. Kızılderililerin, kendilerini yok etmekte olan kapitalizm hakkında söyledikleri, özlü sözler olarak kaydedildi ve pek çok insan için “ne kadar doğru” hissiyatıyla hayran olunan aforizmalara dönüştü.

Her ne kadar insanlığın nasıl topluca bu illetten kurtulabileceğine dair tutarlı önermeler sunmasa da, Kızılderili kültürü yalınlığı ve “kral çıplak” çarpıcılığıyla kapitalizme yönelik zamanın eskitemeyeceği eleştiriler sunmaya devam ediyor.

“Biz hepimiz dürüst olduğumuz için, yoksuluz.”

ALINTIDIR : http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=27085
Logged

-----Gelişim Evrem-----

SeSSiZLiGiNuGuLTuSu
_Nirvana_
ahmet
sperm
KIZILIRMAK
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 33



« Yanıtla #1 : 24 Aralık 2007 22:42:31 »

Oturan boğa nın bir sözü vardır.
Beyaz adam geldiginde onun elinde incil bizim elimizde topraklarımız vardı,bize gözü kapalı dua etmeyi öğrettiler gözümüzü açtığımızda bizim elimizde incil onların ellerinde topraklarımız vardı...

Sahip olma isteği beyazlarda bir hastalık olmus. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan herşeyi yok eden bir ırmağa benziyor...
Oturan Boğa (Siyu Kabilesi)
Logged
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #2 : 02 Ocak 2008 00:13:42 »

Bulutsuzluk Özlemi resmi sitelerinde (www.bulutsuzluk.com) yapmış olduğu yeni yıl mesajında Siyu'ların (sioux) yanında olduklarını açıkladı...

Peki kim bu Siyular?

OTURAN BOĞA’NIN SOLUK BENİZLİLERLE SAVAŞI

Oturan Boğa (Yerli dilinde: Tatanka Iyotake) (1831 - 15 Aralık 1890), ABD ordularına karşı savaşan son kızılderili kabile şefi.   
Siyuların (Lakota) kabilesinin Hunkpapa kolunun reisi ve 25 Haziran 1876’de 7. Amerikan Süvari Birliği’ni yenen 3.500 savaşçının lideri.
Soykırım korkusuyla kabilesini Kanada’ya göç ettirdi ve 1881’e kadar orada yaşadı. Montana’daki bir ABD birliğine saldırınca yakalandı, ancak Amerikan hükümeti tarafından affedildi.
Hayatının geri kalan kısmını, Vahşi Batı Sirki ile dolaşarak geçirdi. Büyük ilgi odağı olan Oturan Boğa, seyircilere kendi dilinde küfür ederken, halk kendisine gülmüştür.
Aslında alakası olmadığı halde Hayalet Dansı hareketinin liderliği ile suçlandı ve kendisini tutuklamaya gelen polislerle çatışarak hayatını kaybetti. İronik bir şekilde, tutuklamaya gelen polisler, zamanında Oturan Boğa’yla birlikte beyazlara karşı savaşan, fakat sonradan beyazların yönetimine girerek yerli polisi olan kızılderililerdir.

BEYAZLAR ÜZERİNE TARİHİ KONUŞMASI

Oturan Boğa’nın beyazlar üzerine yaptığı bir konuşmadan kesit:
“...sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiryorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor...”

KORKUSUZ REİS

Tatanka Iyotake, nam-ı diğer Oturan Boğa, 1831’de Güney Dakota’da doğdu. Lakabı “Ağır” anlamına gelen Hunkesi’ydi çünkü hayatında telaşa yer yoktu; işlerini dikkatle yapardı. Düşman kabileler ve istilacı beyazlarla savaşan Siyu kabilesine mensuptu. 14 yaşında ilk kez savaşa katıldı ve çok geçmeden savaştaki korkusuzluğuyla nam saldı. Cömertliği ve bilgeliği, tüm kabilenin hayranlığını kazandı.

ABD’YLE BARIŞ ANLAŞMASI YAPTI

Oturan Boğa, Siyuların avlandıkları toprakları genişletse de Birleşik Devletler ordusu sürekli olarak topraklarını istila ederek yerlilerin ekonomisine darbe vurdu. 1863-1868 yılları arasında bu savaşlar durmak bilmedi. 1867’de Oturan Boğa, Siyu halkının ilk reisi oldu. Kısa bir süre sonra Oturan Boğa barış konferansına katılmayı ya da anlaşmayı imzalamayı reddetmiş olsa da, ABD hükümetiyle barış yapıldı.

Fort Laramie anlaşması Siyah Tepeler’in sonsuza dek Siyu hakimiyetinde kalacağını garanti ediyordu. Ancak 1870’lerin ortalarında altın keşfedildi ve maden arayıcıları buraya akın etti. 1875’te Siyah Tepeler’de binlerce maden arayıcısı kamp yapıyordu. Kızılderililerin koruma altına alınmış alanlara yerleşmeleri emredildi. Bunun için son tarih 31 Ocak 1876’ydı ve emre uymayanlara düşman gözüyle bakılacaktı. Siyu kabilesi bu emri dikkate almadı ve martta General George Crook, yerlilere saldırmak üzere kamp kurdu.

Savaş yeni başlamıştı Oturan Boğa ve Siyular, orduyla tek başlarına başa çıkamayacaklarını ve diğer kabilelerle güç birliği yapmaları gerektiğini farkına vardılar. 17 Haziran’daki Rosebud Savaşı’nda ABD birliklerini geri çekilmek zorunda bırakıp Little Bighorn’da kamp kurdular. Savaştan sonra Oturan Boğa, Güneş Dansı diye adlandırılan önemli bir dini tören gerçekleştirdi. Oturan Boğa trans halindeyken gökten asker yağdığını gördüğünü söyledi. 25 Haziran’da, Tuğgeneral George Armstrong Custer askerleriyle Big Horn Nehri boyunca ilerlerken Oturan Boğa’nın öngörüsü gerçek oldu. Günün sonunda, Custer ve 200’den fazla askeri hayatını kaybetti.

“BÜTÜN BİZONLARI KAÇIRIYORSUNUZ!”

Oturan Boğa bu savaşı kazandığı için Birleşik Devletler hükümetinin onu rahat bırakacağını düşünüyordu ancak savaş daha yeni başlamıştı. Süregelen çatışmalarda takipçilerinin birçoğu teslim oldu ancak Oturan Boğa pes etmedi. Peşindeki askerler bir not buldular. Notta şunlar yazılıydı: “Bütün bizonları kaçırıyorsunuz. Burada avlanmak istiyorum. Buradan geri dönün yoksa sizinle tekrar savaşırım.”

1877’de, Oturan Boğa ve takipçileri Kanada’ya kaçtılar. Ancak dört yıl içinde, kıtlık yüzünden teslim olmak zorunda kaldılar. Oturan Boğa iki yıl hapis yattı, daha sonra Kuzey Dakota’ya gönderildi. 1885’te, Buffalo Bill’in Vahşi Batı Gösterisi’ne katılıp Birleşik Devletler ve Kanada’yı dolaştı. Bazıları, onu bölgeden uzak tutmak için gösteriye katılmasına izin verildiğine inanır. 1889’da bölgesine döndüğünde, yerlilerin birçoğu “Hayalet Dansı”nı benimsemişti.

HAYALET DANSI

Kuralları kuşaklar boyunca gizlilik içinde yayılan ve uygulanan Hayalet Dansı’nın sözleri şöyle:

Kartal mesajı getirdi
Güneşin çocuklarına
Bufalonun dönüşü için,
Ve güzel günler yakında
Sen bedenimi öldürebilirsin
Ruhuma lanet okuyabilirsin
Senin tanrına inanmadığım için
Dualarım karşısında durma şansın yok
Sevgime karşı durma şansın yok
Onlar yasakladılar Hayalet Dansı’nı
Fakat biz tekrar yaşayacağız

Kız kardeşim yukarıda
Kızıla boyanmış o yaralı dizde
Öldürüldü, bir azize o şimdi
Büyük davulun var senin mesafeler ötesinden
Gökyüzünde siyah kuş
Duyduğun bu ses ve müzik bufalonun ağlamasıdır

Çılgın At gizemliydi
Kendinden geçmenin en iyisini bilirdi
Ve Oturan Boğa büyük havariydi

Hayalet Dansı’na gelin Comanchee’ler
Gelin Karaayaklar
Gelin Shoshone’ler
Gelin Cheyenne’ler
Biz tekrar yaşayacağız

Gelin Arapaho’lar
Gelin Cherokee’ler
Gelin Paiute’ler
Gelin Sioux’lar
Tekrar yaşayacağız

Bir ayin, dans gösterisiyle simgelenen; dirilişin habercisi; beyazların zulmünden kurtulup, anayurtlarına kavuşmayı vaadeden ‘Hayalet Dansı’ tüm kabilelere yayılınca, Hükümet silahlı güçlerle eylemi püskürtme kararı aldı; Hayalet Dansı’nı yasakladı.

YERLİ BİR POLİS ÖLDÜRDÜ

Siyu şefi Oturan Boğa da, bu yasağa uymadığı için 15 Aralık 1890’da yerli bir polis tarafından öldürüldü.
Umut dolu bir savaşçıydı Oturan Boğa da, aynen siyahların kahramanı Martin Luther King gibi umut dolu bir adamdı. Yaşamının amacı kabileleri birleştirip topraklarının geri kalanını çocuklarına kutsal bir miras olarak bırakabilmekti.

Bu isteği, topraklarını istila etmek isteyen “soluk benizlilerin” çıkarlarıyla çakışınca onu susturmaları gerekti.
Fort Yates’teki cenazesinde ne bir şarkı söylendi ne de bir ağıt okundu. Bu onurlu tarihi karaktere yakışmayacak şekilde gömüldü. Mezarının 1953’te Güney Dakota’ya taşındığı söylenir. Ancak bu da tarihin tartışmalı sayfalarından biridir. Kimileri kalıntılarının taşınmadığını, kimileri ise sadece bir kısmının getirildiğini iddia eder. Oturan Boğa halkına esin kaynağı olan bir lider ve korkusuz bir savaşçı olarak değil, şefkatli bir baba, yetenekli bir şarkıcı, derin dini inancı sayesinde kehanetle ilgili öngörüye sahip biri olarak da akıllarda kaldı.

OTURAN BOĞA’NIN TÜRKÜSÜ

Bir zamanlar bir savaşçıydım ben de
Oysa şimdi
Her şey bitti
Zor zamanlar yaşıyorum bugünlerde.



Bu haberi ilk okuduğumda aklıma Amerika kıtasına av­rupa'dan gelen yağmacı kaşiflerle eski medeniyetlerin silinip gitmesi geldi. Benim yıllardır ilgimi çeken gizemli medeniyetler; ''maya, aztek ve inka''
mükemmel takvimleri, zaman hesapları, sayı sistemleri, tıbba olan ilgileri, astronomik periyot hesaplarıyla kaybolup gitmeleri, unutulmaya zorlanmaları...
Bulunan tabletlerden bir alıntı;
tabiatın esrarlı güçleri ile kendilerine miras kalan bilgi arasında ezil­menin ıstırabını ilâhîler ve ağıtlarla dile getir­mişlerdi daima:

“Eskilerin  anlattığı  gibi değil.
Onlar da yok artık aramızda,
Tanrılar kaybolup karanlık çöktüğünde.
Göğün boşluğuyla yerin altından,
Ölüm bizi içine çekiyor.
Geri gelin, ey gidenler!
Ne yapmamızı söyleyin bize.
Korkuyoruz, korkuyoruz.”
..................

Emperyalizme başkaldırıp bağımsızlıklarını açıklayan Siyu'lar tanınacak mı, bakalım ileriki günlerde neler olacak.

saygıyla...














« Son Düzenleme: 02 Ocak 2008 00:15:27 Gönderen: puratu » Logged

Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 653

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #3 : 02 Ocak 2008 10:30:12 »

şimdi biri bana açıklasın. Son gelişmeler nedir onu da bilmiyorum ama sanırım bu olayla 5 eyaletin amerikadan ayrılıp yeni bir ülke olması gündemde. Doğru mu?

Logged
Nirvana
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 86


WWW
« Yanıtla #4 : 02 Ocak 2008 18:54:44 »

şimdi biri bana açıklasın. Son gelişmeler nedir onu da bilmiyorum ama sanırım bu olayla 5 eyaletin amerikadan ayrılıp yeni bir ülke olması gündemde. Doğru mu?



evet ömer birileri seni beni yemiyorsa bu durum doğru
Logged

-----Gelişim Evrem-----

SeSSiZLiGiNuGuLTuSu
_Nirvana_
ahmet
sperm
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #5 : 02 Ocak 2008 19:38:24 »





yukarıdaki haritalarda yaşadıkları alan ve 5 eyaletle bağlantısı gösterilmiş. zaten o bölgede kabileler halinde yaşıyorlar.

19. yüzyılda toplama kaplarına yerleştirilen, 1876 yılında başlattıkları bağımsızlık ve özgürlük mücadeleleri liderleri oturan boğa'nın öldürülmesiyle sonlanan, 1890 yılında abd 'nin yaptığı katliamlarla direnişleri kırılan siyular, tekrar bağımsızlık için özgürlük için başkaldırmışlardır. kendilerine katılanlara ehliyet ve pasaport vereceklerini bildirmişlerdir. Kabileler bu 5 bölge de yaşıyorlar ve kültürel, fiziksel soykırıma uğradıkları belirtiyor, diğerlerine çağrıda bulunuyorlar.

Lakota kabilesi ise amerikan kızılderili kabilelerinden biridir ve yedi kabile grubundan birisini oluştururlar (Büyük Sioux Ulusu)
Kabile üç büyük Sioux grubunun en batısında Kuzey ve Güney Dakota'daki topraklarda yaşamaktadır. Lakota'nın alt kabileleri Brulé Sioux, Oglala Sioux, Sans Arcs Sioux, Hunkpapa Sioux, Miniconjou Sioux, Blackfoot Sioux and Two Kettles Sioux'dir.


resmi internet sitelerinde yapılan açıklamalar için;

http://www.republicoflakotah.com/

özellikle why (niçin bağımsızlık mücadelesi verdikleri) ve about (kabilelerin hakkında bilgiler ve eyaletlerin ilişkileri) kısımlarında açıklananların okunmasında fayda var.

saygıyla...

Logged

zeze
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 41



« Yanıtla #6 : 03 Ocak 2008 04:04:50 »


not=suyilar
                      değil
                                  siu(lar)
Logged

istanbulda; kayboldu hayyam
tanrı eriyor,
zaman yıldızlı ela...
tüm denemeler
kekemelerimizden...
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #7 : 06 Ocak 2008 18:15:42 »

ABD hükümetine dilekçe yazmışlar ve toprak talebinde bulunmuşlar...
Yanılmıyorsam ABD nin izlediği politika doğrultusunda siular farklı yollarla bağımsızlık mücadelesine devam edecekler....
Ne diyelim ^^her halk kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir^^


dostlukla...
Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 653

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #8 : 08 Ocak 2008 16:51:05 »

Nejat Yavaşoğulları'nın kızı Deniz Yavaşoğulları'nın güzel bir yazısı

http://www.ekolojistler.org/bu-bir-western-degil-deniz-yavasogullari-deniz-ulkutekin.html
« Son Düzenleme: 08 Ocak 2008 19:12:19 Gönderen: puratu » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.3 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu