geçenlerde içinde bulunduğum bir araştırma kapsamında sınırda bulunan ve hiç kimsenin uğramadığı, kimsenin siz burada hangi şartlar altında nasıl yaşıyorsunuz diye sormadığı, sadece seçim zamanları akla gelen, adeta unutulan! bir romen mahallesine yolum düştü. görmeseydim inanamazdım galiba, insanlar adeta karantina altına alınmış bölegede yaşıyorlardı. bu açık hapishane hayatı da neyin nesiydi.
kaldığım süre boyunca bir kez daha ülkemizde insana verilen değer! olgusunu anlamak istemedim. otobüsten iner inmez meraklı olduğu kadar çekingen minicik romen çocuklar etrafımızı sardı. konuşmaya çalıştığımda ürkek cevaplar verdiler. merak, kuşku, sevinç, burukluk, endişe,dışlanma ve sayısız anlamları minik gözlerinden okuyabiliyordum. fotoğrafınızı çekmek istiyorum dediğimdeyse ''ne işe yarayacak ki kimse bizim fotoğrafımızı çekmek istemez'' dediler. minicik yüreklerinde dışlanmış bir bölgede yaşamanın acısı vardı ve geneli arkasını dönerek tepkisini belirtti. anlatacak çok şey var ama ne yazık ki kelimeler kifayetsiz kalıyor...


etrafımdaki bu insanlar ne zaman hatırlanmışlardı ki? tiksindirici kalabalıklardan sıyrılma zamanı...
saygıyla...