- Her öğrenci evinde muhakkak nöbetçi sistemi uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında havadan sudan bahanelerle en az elli kere mutfağa gönderilir. (bu yemek tuzsuz!.., ben ayrı bardaktan su içeceğim!.., bu salata da bi eksik var, bulacağım ben onu!.., dettt sürahiyi getirmemişsin!.., sonsuza kadar sürer...)Hele akşam yemeklerinden sonra bulaşık yıkamak tamamen bir eziyete dönüşür, düğün bulaşığının mı, ordu bulaşığının mı yıkandığını kestirmek güçtür. tecrübeyle sabit =)))
-Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Hatta kimi zaman o 12 çeşidin yemek mi! olduğunu anlamak zordur. Gerçek bir füzyon mutfağı =))
- Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir. Nerede o ince belli bardaklar, kupa da balık tutmak neye yetmiyor!..
- Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. Kimi zaman ortak bir paydada buluşulamaz, tartışma konusu kavga konusu olur!..(Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir? Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, tavaya nasıl yapıştırılmıştır? )
- Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Potansiyel ateşle yaklaşma tabiri onun için söylenmiştir.Bir de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır. Ha bir de her işi gönüllü yapan yardımsever!! kendini iyilik doğruluk ve kardeşliğe adamış olanını söylemeden geçmeyelim =))
- Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, söylene söylene en yakın bakkala gidilir o eksik alınır, eve gelinir o da nesi aha bu malzeme de yok!.. zamanla yarışarak ve bakkala gittiğin mesafede olimpiyat rekorunu kırarak yemek tamamlanır.
- Her sabah derse muhakkak geç kalınır, hatta sabah olması önemli değil derslere hep geç kalınır, öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için.)
- Sınav dönemlerinin favori cümlesi bu gece yatmıycam ders çalışcamdır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz. Evet o ders kitabı önünde durur ama sanki cüzzam mikrobu var gibi yaklaşılmaz, bir bakarsın güneş doğmuş, çiçekler açmış, kuşlar, böcekler... (heyy bu havada da ders çalışmam ki sabahladım işte, zaten uykumda geldi uyuycam ben...şisst ses yapmayın...)
- Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür. hayatta ilgini çekmeyecek olanları da vardır. (salon-umsu- mekanda otururken çimlere basmayınız yazan tabela görmek bile mümkündür.)
- Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce bi kola al da içelim diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir. Gelen misafir hayatının hatasını anlamıştır ama çok geçtir cebinde parası kalmamıştır artık... (bu ne ya yurt bile daha iyiydi, eve bak hem pis, hem yoksul, hane halkı dersen beleşçi... )
- Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.
- Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz. Bir bakarsın bulaşık tavana vurmuş, arada bul şimdi çatalları, yer çekimi olmasaydı bilirdim ben yapacağımı...
- Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberler ve diğerlerine okur, ev ahalisiyse artık şiir dinletilerinden bıkmıştır. kiminin gönlü ferman dinlemez sürekli uyur, böylelikle leyla nüfusu azalır. kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.
bitmez bu ev hikayeleri..

saygıyla...