Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: nazım hikmet memleket ,memleket nazım hikmet  (Okunma Sayısı 1255 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
papatya
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


« : 20 Ağustos 2006 21:31:50 »

      Nazım Hikmet Ran 1902-1963
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi
uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde,
dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, 
bu davet bizim...Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE,
bu hasret bizim...



Selanik'de doğmuştur (1902). İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920). 

Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğine öğrenince yeniden Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928). 

Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Akşam Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapmıştır (1933). 

Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezası Türk Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için aydınlar tarafından açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet'de hapishanede açlık grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. 

Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan, kitap çıkaramayan şair için bu kez askerlik kararı alınmış, 50 yaşında ve hasta olan Nâzım Hikmet çok zor durumda kalmıştır. Öldürülmekten korkan şair, kendisine hayran olan Refik Erduran (sonranın ünlü oyun yazarı ve gazetecisi)'ın önerisini kabul etmiş, onun yardımıyla bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmıştır.

Nâzım Hikmet, Moskova'da ölmüştür. (3 Haziran 1963).
 
YAPITLARI 

ŞİİR:
835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), 1+1=1 (1930-Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932), Gece Gelen Telgraf (1932), Taranta Babu'ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965-Bas. Haz. M.Fuat), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967-Bas. Haz. M.Fuat, 5 Cilt), Rubailer (1966-Bas. Haz. M. Fuat), Dört Hapishaneden (1966-Bas. Haz. M.Fuat), Yeni Şiirler (1966-Bas. Haz. Dost Yayınevi), Son Şiirleri (Bas. Haz. Habora Kitabevi), Tüm Eserleri (1980-Bas. Haz. A. Bezirci, 8 Cilt). 

OYUN:
Kafatası (1943), Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (1965), Ferhat ile Şirin (1965), Enayi (1965), Sabahat (1966), Yusuf ile Menofis (1967), İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu (1985). 

ROMAN:
Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966).

YAZILAR:
İt Ürür Kervan Yürür (1936-Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936).

MEKTUPLAR:
Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar (1970), Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları (1986-Adalet Cimcoz'la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye'ye Mektuplar (1988). 

MASAL:
La Fontaine'den Masallar (1949-Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut (1967).
Logged

masal bu ya..
onlar anlamaz bundan
kelep_che
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35



« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2006 23:19:31 »

yillar var ki ter icinde tasidim ben bu yuku
acinin alkislarina biraktim
3 haziran 63 u


============haziranda olmek zor ---hasan huseyn korkmazgil
Logged

yasamak agrısı asıldı boynuma
oysa turku tadında yasamak isterdim  = nevzat celik =
Emek23
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 30 Ağustos 2006 13:47:58 »

Nikbinlik...........
Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göre-
-ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz...
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi...

Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..
Hani şimdi biz..
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz.....
            Nazım Hikmet RAN...(1930)
Logged
EsmE68
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 79



« Yanıtla #3 : 30 Ağustos 2006 16:45:44 »



     Hazır Nazım Hikmet'ten konuşuyoruz madem; geçen (baya bi oluyor) dikkatimi çeken bişey olmuştu tv de Nazım'ın  ölüm yıldönümündeydi ya da sevgili meclis başkanımın moskova ziyaretinde olacak tam anımsayamıyorum şiirini okuyup anıtının türkiyede olması gerektiğinden ve çok değerli bir şair olduğundan bahsediyordu. öldü ya ondan, ölünce insan zararsız oluyor sanırım:)madem bu kadar değerliydi ve madem okurken şiirleri zararsız geliyor, korkutmuyor vatan bölünecek diye değişen nedir ozamandan bu zamana.yaşıyor olmamasımı!benim artık bu pinokyoculuğa fazlasıyla canım sıkılmaya başladı.ve ölüpte değer kazanan insanları daha fazla konuşarak onlarında canını sıkmak istemiyorum.yukardan onların gözünden çok komik görünüyoruz!
Logged
h2o
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104

.......


« Yanıtla #4 : 12 Eylül 2006 21:48:43 »

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
nazım a ama aslında türkiyenin kaybettiği bütün aydınlarına yazılan bir şiir.grup yorum dan dinleyebilirsiniz.gerçi burada olduğunuza göre bilmeyeniniz yoktur ama yine de söyleyeyim dedim.
ama bir insan ölmeden
yaşamaya dair gibi mükemmel bir üçlü yazabiliosa zaten boşuna ölmemiştir.evet ona yapılan muameleyi haketmiyordu,evet türkiye çok şey kaybetti belki ama ona üzüleceğimize kendimize üzülmeliyiz bence
o hayallerinin peşinden gidebildi en azından
çoğu kez hayal kırıklığı yaşasa da
ya biz?
Logged

sevda bir ateş bulmuştu sende...iyi ki doğdun...
maymundan gelen
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14



« Yanıtla #5 : 13 Eylül 2006 10:44:52 »

bir türküdür Nazım Hikmet
Logged

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
sabahattin_ali
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 21


« Yanıtla #6 : 24 Eylül 2006 02:41:25 »

sana şiir gözüyle bakmak hüzündür istanbul her damlasında beni yaşa koca şehir yaşaki  her defasında aklına sana hasret bir nazım gelsin
 
saygı ve sevgi sana barışın çiçeği
Logged
gergef
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6



« Yanıtla #7 : 02 Ekim 2006 20:02:23 »

O hep memleketten insan manzaraları gösterdi,görebilenlere!
Logged

Düş sokağında yaşayıp yaşlanıyor havada asılı kalan düşlerim...Düşüşlerim....Süzülüşlerim ve çözülüşlerim...
Emek23
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 03 Ekim 2006 17:13:15 »

Ne güzel şey hatırlamak seni;
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...
Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık ve etin daveti...
                                       ''Usta...Sen hala bizimlesin...''
Logged
OKTAYSUPHİ
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



« Yanıtla #9 : 03 Ekim 2006 18:30:21 »

EN SEVDİÃİM VATAN HAİNİ!!!
Logged

YAŞASIN PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜ
Bulutsuz--luk
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 38



« Yanıtla #10 : 30 Ekim 2006 18:02:13 »

hiç bi yerden eksik olmayan provakatörlerden bitanesi daha Gülümseme
Logged
denizdersim
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11



« Yanıtla #11 : 01 Kasım 2006 09:07:26 »

Konuya en güzel cevabı Yine şair veriyor  "VATAN HAİNİ" şiirinde.

VATAN HAİNİ.

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Nazım Hikmet
Logged
kronik
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20


yalnızlığı uysal bir hava akımı...


« Yanıtla #12 : 27 Ocak 2007 00:51:03 »

Roma'nın büyük
Roma'nın geniş caddelerinde bugün;
dayamış sırtını beton-arme bankalara,
çifte başlı bir balta gibi duran
yalnız bir kara
yalnız bir kanlı gölge var:
Her adımında bir
esir
başı vuran,
her adımında bir mezar
açıp
geçen
SEZAR!..

Roma!
Kovadis Roma?
diye sorma!
Bizim oraların güneşi gibi aydın
ve ortada bu!
Sus TARANTA - BABU!
Sevgiyle
saygıyla,
gülerek
haykırarak
sus!..
Dinle bak:
zincirlerini kırıyor
Roma'nın varoşlarında SPARTAKUS!..


Gürül gürül akan bir ırmak Nazım'ın şiiri.Yarin yanağından gayrı paylaşmak için herşeyi,avucumuzda taşıdığımız yüreklerimizdir...
Logged

aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.
kutup yıldızı
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15



« Yanıtla #13 : 09 Şubat 2007 11:38:50 »

Açlık Ordusu Yürüyor...

Açlık ordusu yürüyor
yürüyor ekmeğe doymak için
ete doymak için
kitaba doymak için
hürriyete doymak için.

Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
Logged
papatya
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


« Yanıtla #14 : 03 Haziran 2008 16:40:25 »



BU MEMLEKET BİZİM!!!

 

Değerli arkadaşlar,

 

Moskovada, 03.06.1963 yılında geçirdiği bir kalp krizi ile 41 yaşında hayatını kaybeden, güzel ülkemizin en büyük şairlerinden Nazım Hikmet RAN'ı, ölümünün 45. yılında saygı ve sevgi ile anıyoruz.


Dört nala gelip uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim,

 

              Bilekler kan içinde

              Dişler kenetli

              Ayaklar çıplak

              Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

              Bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları

Bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim

 

              Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

              Ve bir orman gibi kardeşçesine

              Bu hasret bizim.

Nazım Hikmet Ran

 
Logged

masal bu ya..
onlar anlamaz bundan
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.544 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu