emine eline sağlık bilgiler için ama;
mostar köprüsü hakkında bilinen en büyük yanlışlığı sende tekrarlamışsın
dünya harikası bu köprünün mimarı ; mimar sinan değil, öğrencisi mimar hayreddin dir köprü yeniden inşa edilirken hayreddin in 1566 da uyguladığı yöntemler tüm teknik ekibi hayrete düşürmüştür
yapımda neretva nehrinden çıkarılan orjinal taşlar kullanılmıştır nehre usta dalgıçlar dalarak zemin etüdü yapmışlardır, günümüzün teknolojisinde bir taş köprünün yapımı çok zordur bu yüzden mühendisler çıkan statik verilere göre taşları demir çubukla bağlayıp mukavemetlerini artırmak zorunda olduklarını anlamışlardır, eskileri incelerler hayreddin bunu zaten yapmıştır, demir ıslanınca korozyona uğrayan bir malzemedir mühendisler bunu önlemek için koruyucu kimyasallar kullanırlar, yine eskilere bakınca hayreddin in kurşunla kapladığını görürler ve bunu taşlar arasında kanal açarak yapmıştır, ve her inceleme yeni bir şaşkınlıkla biter
tüm bunlar üstün bir mimari dehanın ürünüdür...
yapılan her eserin bir anlamı simgesi vardır, mimar eserini manasızca yapmak değil, zamana mühür vuracak şekilde tasarlamak ister, mostar; osmanlıların taşlaşmış hilalini temsil eder, ayrıca ismini de şehre vermiştir; most ve star 'mostar'
köprünün yapılma amacı ; nehrin iki yakasındaki bulunan yahudi, katolik, ortodoks ve müslüman nüfusu birbirine bağlamaktır ki asırlar boyunca bu amaç başarılmıştır...
9 kasım 1993 sabahı atılan obüs mermileriyle savaşa yenik düşen, tarihin gizemli sayfalarına gömülen sadece mostar köprüsü değildi... bu savaşın gelecek adına herşeyi bitirmek istediği, her bağı birbirinden koparmak istediğinin en büyük deliliydi...kirli yüzünü bir kere daha göstermiş yine tüm çirkinliğini gçstermişti savaş...
benim savaş denilince aklıma gelenlerin başlarındadır bu köprü, evet tekrar yapıldı diyeceksiniz ama o köprüye her bakışımda acıyı hissederim neretva nehri üzerinde gezinen...bir sürü katliam, şehirden kaçmak zorunda bırakılan insanlar ve baktılar ki insanların hepsi köprüyü gözleri gibi koruyorlar, bir bombada köprüye aslında kardeşliğe, barışa...
ayrıca köprüde yaygın bir gelenek vardır, şehrin gençleri düğün gününde nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için köprüden neretva nehrine atlarlardı, kimi kaynaklara göreyse çocukluktan gençliğe adım atan gençler atarlar köprüden ki buda sabırsızlıkla beklenen bir törendir...
bu noktada nathional geographic ten bir alıntı:Bu köprüyü bu kadar ayrıcalıklı kılan neydi? Eskiliği mi? Güzelliği mi? Adına yazılan şiirler mi? Bir mühendislik harikası olması mı? Her şeyiyle tarihe karışan Yugoslavya’nın en önemli turistik sembollerinden olması mı? Muhtemelen bunların hepsi. Ve bunların da ötesinde bir şeyler. Mostarlılar için bir zamanlar yaşamlarının bir parçası olan, şimdi yoksun kaldıkları ve yeniden kavuşmak için sabırsızlıkla bekledikleri bir şeyler... Sözgelimi Mostarlı çocukların delikanlılığa geçtiklerini Köprü’den, 25 küsur metreden Neretva’ya atlayarak kanıtlamaları. Yazar ve sinemacı Füruzan’ın söylediği gibi, “Oğlan çocuklarının ergenliği karşıladıkları, düşlerle, alıkonmazlıklarla, uyanışlarla bastıran yaşlara geldiklerinde yaptıkları o büyüme töreni nasıl gerçekleşecek bundan sonra?” yeniden inşasına dünya bankası ve unesco nun desteğiyle 1997 yılında başlandı birçok ülke bu yapıma maddi destek vermiştir er-bu inşaat adındaki türk firmasıda teknik ekibiyle inşada yerini almıştır tatvanlı taş işçisi 2 kardeşin kurduğu bu şirket çoğu kimsenin hayalini başarmış ve mostar köprüsünü yeniden inşa etmiştir bu şirketin tarihi eserlerin yapımı ve onarımını yapmaktadır ve başarısıyla göz doldurmuş, köprünün dünya mirası listesine girmesinde tıpkı köprünün kilit taşı gibi rol oynamıştır köprü 23 temmuz 2004 da yeniden hizmete açılmıştır.

mostar köprüsü 1965 teki haliyle...

mostar köprüsü açılıştan sonra...