Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SAVAŞACAK İNSAN OLMAZSA SAVAŞ DA OLMAZ!!!  (Okunma Sayısı 1414 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« : 18 Mart 2007 01:43:36 »

 ''Savaşları durdurmanın yolu onun insan kaynağını kurutmaktır! şiddeti reddetmek haktır!.''Osmanlıdan günümüze savaşlarla darbelerle militarize olmuş toplumumuzda VİCDANİ REDÇİLER bu taleplerle savaş karşıtı bir mücadele veriyorlar!
  Kimdir VİCDANİ REDÇİ taleplerinin ve meşruiyetinin kaynağını nereden alır??
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #1 : 20 Mart 2007 18:03:27 »

Savaşa katılımın reddedilmesi savaşın kendisi kadar eskidir,ancak savaş karşıtı direnişin örgütlü hale gelmesi askerlik hizmetinin zorunlu hale gelmesiyle örgütlü olur dünyada.Vicdani redçilerin 20.yy da ilk kitlesel çıkışı 1. dünya savaşında ilk olarak İngiltere de oldu binlerce kişi savaşa katılmayı reddetti. 1968 de ve sonrasında gelişen devrimci haraketlilikle beraber hareket tanınmaya başladı...Türkiye de Vicdani red kavramı 1990 da Vedat Zencir ve Tayfun Gönül ün vicdani redçi olduklarını açıklamalarıyla ve İzmir savaş karşıtları derneği başkanı vicdani redçi Osman Murat Ülke ye açılan ''halkı askerlikten soğutma '' davalarıyla, sonraki süreçte Mehmet Tarhan ve Halil Savda nın vicdani redçi olduklarını açıklamalarıyla onlara yönelen hapisaneler duruşmalar işkenceler ve tacizler le basınımızda biraz da olsa yer buldu...Ülkemizde ' de Her Türk Asker Doğar, askerlik yapmayana erkek hatta insan gözüyle bile bakılmaz,bizim ülkemizde çocuklar davul zurnayla gönderilir asker ocağına,savaşa.belki yoktur başka yerlerde bu tutum savaşa davul zurna ile gönderme geleneği...savaş geleneğimiz var ülkemizde bizim olmayan savaşlarda bile gidip öldük şehit dediler.böylesi bir gelenek ne zamana kadar sürdürülür bilinmez bu geleneğe karşı çıkanlarda var...temel bir insan hakkıdır vicdani red,bir kişinin dini ,ahlaki, felsefi ve siyasi görüşü nedeniyle ele silah almamaktır ölmemektir öldürmemektir,tüm bunların ötesinde şiddetin gündelik hayattaki karşılıklarını yok etmektir...savaşacak insan olmazsa savaş da olmaz kurutmak gerek şu savaşın kaynağını, bu haraket barışa bir damladır sadece ama çoğalınca.....
« Son Düzenleme: 20 Mart 2007 18:04:55 Gönderen: melek » Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #2 : 20 Mart 2007 18:16:47 »

.....KİLİDİN NE TARAFI HÜCRE?.......
Bir vicdan belgeseli, bu belgeselde vicdani redçi Mehmet Tarhan özelinde vicdani reddi konu ediniyor.Kişisel hikayelerin peşinden gidip bir dayanışma öyküsünü betimliyor. Vietnam savaşına gitmeyi reddettiği için cezaevine kapatılan ilk barış eylemcisi olan John Ross ile Mehmet Tarhan ın yolları bir destek mektubunda kesişiyor,sınırların ötesinden gelen bir dayanışmanın yolculuğuna tanıklık ediliyor belgeselde...belgesel festivaller yada özel gösterimlerde izlenebilinecek ancak!!!
 
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #3 : 31 Mart 2007 13:02:00 »

   Vicadani retçi Halil Savda'ın ''hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak kastı ile emre itaatsizlikte ısrar ve firar suçlamalarıyla'' açılan Çorlu da ki davası yine bir linç girişimine sahne oldu...vicdani red haraketine dikkat çekmek için yürüyüş ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba,allahuekber nidalarıyla başka bir grup saldırdı ki ilginç olan saldırıya uğrayan gruba polis de müdahalede bulundu faşist gruba verdiği tölerans gazına karşılık basın açıklaması yapmak isteyen gruba biber gazı sıktı,bu haber bir tv kanalında ancak kıyısında yer bulabildi tabi...Irkçı-faşist histeri Hrant Dink'in katledilmesinden sonra''hepimiz ermeniyiz'' sloganını paranoya haline dönüştüren yurdum millileri linç haraketlerinde sınır tanımıyor...Vicdani redçiye yaptıkları saldırı da kendi içinde tabi ki hayli anlamlı ''her Türk asker doğar''bu topraklarda nasılsa ya da Türk ün Türk den başka dostu yoktur herkes düşman göz gez arpacık bekle tetikte...Emperyalizm der durulur ABD oyunlarından dem vuran yurdum tatlı su solcuları bu oyunların en önemlisinin halkları birbirine düşman kılmak olduğunu bir türlü kavrayamazlar kavrayışı hayli kıt olanlara kıtlıktan kurudukları anda anlayacaksınız demiyorum elbet ama bu kıtlıkta ısrar yeni oyunlara hayli katık olduğu aşikar...Savaş her zaman emperyalizmin güç kaynağıdır ve savaş oyununa başlamak hayli kolay kin tohumları hayli önceden serpilmiş olan halklara kapanmakta olan yaraları azıcık kaşımak yeterli, egenin öte tarafı yunan Kars ın öte yanı Ermenistan ortaya atılan bir soytarının perde demesi yeterli sonra başlasın halkların kardeşliği diyen savaşa hayır diyenlerin katli vacip halleri...Savaşın kaynağını kurutma anlamıyla yola çıkan ve şu anda cezaevinde olan vicdani redçiler gördükleri tüm zorluklara rağmen askerliği hala reddediyorlar geleneğe hayli ters bir duruş ki savaşçı geçmişe bakarsak ve yükselen ırkçı şoven dalgaya dayalı olarak da onların sesine kulak vermek gerekiyor...Savaşı kurutmanın yolu işçilerin birliği- halkların kardeşliği şiaarından geçiyor bugün bunu şiarı daha da yükseltmek gerekiyor zira dört bir yanımız yangın yeri!!!
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #4 : 19 Nisan 2007 21:35:17 »

Vicdani redçi Halil Savda ya 6 ay daha ceza verildi...toplam ceza 21.5 ay....
Halil Savda...emre itaatsizliğe devam ediyor hala....
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #5 : 06 Haziran 2007 20:50:39 »

   öldürmeyi reddetmek suç olabilir mi? ya öldürmeyi rededenlere yapılan baskı ve işkence suçmu? hanidir vicdani redçilere ve savaşmayı reddedenlere zulmetmeyi durdurun başlığıyla pek çok ülkede eylemler yapılıyor,ülkemde de yapıldı eylemin zamanlaması da güzel aslında zira ajanslardan kuzey ırak a girildi haberleri veriliyor memleket başları bunu reddediyor, redediyor da sınıra onca askeri yığmak neden yoksa sadece efelenmekmi amaç bilmem ama günlerdir çatışmalarda ölenleri uğurlamaktayız savaş kapıda şimdi askerliğin kutsallığından dem vuranlar hadi askere silah başına biz nasılsa ağıt yakmayı iyi biliriz diyetinizi kimden isteyeceğiz bilinmez zira askerlik kutsaldır dersiniz!!! savaş naralarının ötesinde öldürmeyi rededen ve redettiği için de bin bir baskı ve işkenceye dayanan vicdani redçiler ele silah almamak için direniyor direnerek de damla dahilinde de olsa savaşacak insan sayısını bir kişi dahi olsa azaltıyor savaşacak insan olmazsa savaş da olmaz!! bu defa davul zurna ile ölüme uğurlanan sen olabilirsin!!!
« Son Düzenleme: 06 Haziran 2007 20:55:24 Gönderen: melek » Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 651

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #6 : 06 Haziran 2007 21:01:22 »

bırakalım karakol bassınlar, orman korucullarını öldürsünler, mayınlara basalım. Bir gün kapımıza gelip bizi vursunlar. Anneler ağlasın...

Evet Mantıklı olan da bu...
Logged
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #7 : 06 Haziran 2007 21:14:18 »

doink yukarıdaki tüm yazılanlar şu yazdıkların olmasın diyedir. silahı eline aldığın anda elinde silahıyla karşında biri olacaktır...savaşacak insan olmazsa savaş da olmaz'' sözü anlaşılmıyor ne yazık ki...üstelik '' no war'' söylemini yükseltmek gerekirken....neyse
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 651

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #8 : 06 Haziran 2007 21:23:15 »

Ne yazık ki artık karşımızda insanlar yoktur. Çünkü insan insanı bu şekilde katletmez. Bunlar Emperyalistlerin iinsanlktan çıkardıkları kölelerdir.

O yüzden Bir gün orada Tunceli'de ölen o insanıların annelerinin karşısına çıkıp vicdanı retçiyim ben  diyebilecek misiniz yoksa işin kolayı budur  deyip yaşayacak mısınız

işte tüm mesele bu...
Logged
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #9 : 06 Haziran 2007 21:33:11 »

 niyetim uzatmak değil ama söylediğin doğru insan insanı katletmez bu şekilde ve oğlunu şehit verenlere de redçiyim demek gerekiyor diğer oğlunun şehit olmaması için karşı taraf için de aynı şey söz konusu hala anlamamışsan avatatarını değiştirmen gerekiyor zira savaşa hayır deyip intikamdan bahsetmek aptalca olur...savaş kapıda hadi erkekler savaşa bunu mu demek gerekiyor o bahsedilen emperyalistlerin soytarısı olmaktır ele silah almak!!! Savaşacak İnsan Olmazsa Savaş da olmaz...
   işte tüm mesele bu...
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 651

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #10 : 06 Haziran 2007 21:43:40 »

farkında değil misin insanlar ölüyor? savaşı istememe nedenimiz insanların ölmemesi değil midir? İnan senden vicdanı retçilerden daha çok emperyalist savaşlara karşı tepkimi aklına hayaline gelmeycek şekilde protesto ettim. Şuan adam öldürenler insanlığında şüphe ediyorum.

BU BİR İNTİKAM DEĞİLDİR. İnsanların ölmemesi için birşeyler yapılmalıdır. Mantıklı bir insan anlayabilir ki şuan hiçbirşey yapmazsak masum insanları katledecekler. ÖLDÜRECEKLER. (Öyle olmuyor mu şimdi?) Eğer biz elimize silah almayalım  şu an herşey iyi diyorsan bir gün senin kapına gelip kardeşini sevdiklerini öldürecekler. Oradakiler artık insan değil. Benim gibi bir hümanist bir insan bile bunu diyebiliyor artık. Dağdakilerin korkutulması gerekli. En azından elebaşlarının.


Kalıplaşmış laflardan uzak kendi düşüncelerimizi paylaşmak dileğiyle

not: Avatarım sen mesajını yazmadan önce değişmiştir. Bu konuyla ilgisi yoktur. Savaşlara ne  kadar karşı olduğumu sana kanıtlamak zorunda değilim.   
Logged
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #11 : 06 Haziran 2007 21:54:53 »

avatarın değişme zamanlanması beni güldürdü epey kusura bakma ama savaşa ne kadar karşı olduğun kanıtlandı tarafımca zorunda değilsin elbet ama komikti işte!!!
hümanist bir insan böyle konuşuyorsa birini daha kaybettik demektir....insanlık tarihi kadar eskidir ve kalıbı da epey sağlam laflardandır 'eline silah al ve öldür' diye.ne kadar insani değilmi.( bu arada eğitim gönüllüleri iyi seçim, her türk asker doğar birde silah çatılmış bi avatar bekliyordum....ölmeyeceğiz öldürmeyeceğiz tüm mesele bunu yükseltmekte....anlamak zormu bu kadar!!!
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 651

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #12 : 06 Haziran 2007 22:05:56 »

melek ben sana karşı saygılı davranıyorum Söylediğin sözler çok aşağılayıcı sözlerdi.  Ben yalan söylemem sırf bu konuda mesaj yazıyorum diye de avatarımı değiştirmeyeceğimi  herkes bilir. Yalancıymışım gibi davranılması çok küçültücü bir davranıştır. Beni savaş taraftarı yapman nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor.
 

Eğitim gönüllüleri ile ilgili bağımı ve yaptığım iyilikleri  bu sitedeki herkes bilir.  İnsani davranışlarımı burada sana açıklamanın anlamı yok.

ama yaptığın sana hiç yakışmayacak hareketlerdir. Kimsenin savaşı savunduğu yok. Umarım yazılanları baştan okur ve tekrar düşünürsün.


Burada düşünceleri tartışmaya çalışıyorduk ama kişiliğime hakaret ederek tartışmanın manasız olduğunu gösterdin zaten.

Umarım barış  kavramının insanların ölmediği herkesin sevgi içinde yaşadığı bir düzen olduğunu anlarsın. işte "No War" bu demektir.

« Son Düzenleme: 06 Haziran 2007 22:07:29 Gönderen: Doink » Logged
melek
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #13 : 06 Haziran 2007 22:21:27 »

doink bende saygılı davranıyorum sadece avatarın değişme zamanlaması güldürdü beni kusura bakma ama avatardaki savaşa hayırla söylediklerin hiç uymuyordu sözlerim aşağlayıcı değil savaşa karşıyım ve yazdığım herşey bu doğrultudadır cevap verdiğin ilk yazımda verilen şehitlerden bahsetmiştim bir daha olmasın diye ama verdiğin cevaba dönüp bakarsan ne kadar alakasız olduğunu görürsün ben burda bir taraf değilim sadece ölmeye ve öldürmeye karşıyım dönüp yazılar tekrar okununca görülecektir taraf olmadığım. ortada hakaret yok  çok farklı bakıyoruz barış kavramını tekrar düşünmekte fayda var ve evet savaşa hayır demenin sözde olmadığını da göstermek gerekiyor. tartışmak manasız tabiki ben fikirlerimi söyledim ve söyleyeceğim...
 son söz savaşın insan kaynağını kurutmak gerekiyor savaşa hayır demektir bu!!!
Logged

martılar ki sokak çocuklarıdır denizin!
soydemm
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 23 Eylül 2007 21:27:06 »



Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki.

Sana yarın su boruları ve vanalar yerine çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse,

yapılacak bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız.

Sana yarın bomba doldurmanı ve keskin nişancı tüfekler için hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Fabrika sahibi.

Sana yarın pudra ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Laboratuardaki araştırmacı.

Sana yarın eski yaşama karşı yeni bir ölüm icat etmeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Odasındaki ozan.

Sana yarın aşk şarkıları yerine nefret şarkıları söylemeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Hastası başındaki doktor.

Sana yarın savaşa adam yazmanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Kürsüdeki din adamı.

Sana yarın savaşa dair kutsal sözler söylemeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Vapurdaki kaptan.

Sana yarın buğday yerine top ve tank taşımanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Havaalanındaki pilot.

Sana yarın kentler üzerine bomba ve fosfor yağdırmanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Dikiş masası başındaki terzi.

Sana yarın üniformalar dikmeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Cübbesi içindeki yargıç.

Sana yarın savaş mahkemesine gitmeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. İstasyondaki adam.

Sana yarın cephane treni ve kıt'a nakli için kalkış sinyali vermeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Kentin varoşlarındaki adam.

Sana yarın gelir de siper kazmanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!...

Sen. Normandiya'daki ana ve Ukranya'daki, sen Frisko ve Londra'daki ana.

Sen Hoangho ve Missisippi' deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo'daki ana.,

bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar,

sizden yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse,

dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var:

HAYIR deyin!... Analar, HAYIR deyin!...

Çünkü eğer hayır demezseniz, eğer hayır demezseniz analar, sonra, sonra:

Gürültülü vapur dumanlarıyla yüklü liman kentlerinde büyük gemiler inildiye inildiye sessizleşecek,

dev mamut kadavraları gibi su üstünde ölgün ve hantal, su yosunu,

deniz bitkileri ve midye kabuklarıyla kaplı,

önceleri öyle ipildeyip çınlayan gövdesi mezarlık ve çürümüş balık kokusuyla yüklü,

yıpranmış, hasta ve ölü gövdesi rıhtım duvarlarına karşı,

ölü ve yalnız rıhtım duvarlarına karşı yalpalanacak.

Tramvaylar beyinsiz, ışıltısız, cam gözlü kafesler gibi

yamru yumru olacak. Çürümüş hangarların arkasında,

büyük çukurlar açılmış yitik caddelerde raylar öylece duracak.

Çamur grisi, pelteleşmiş, kurşuni bir sessizlik dönenecek ortalığı,

her şeyi unutarak, büyüyecek okullarda ve üniversitelerde

ve tiyatro salonlarında büyüyecek, stadyumlarda ve çocuk parklarında,

korkunç ve hırslı kesintisiz bir sessizlik büyüyecek.

Güneşli taze bağlar yıkık yamaçlarda çürüyecek, kuraklaşan toprakta kuruyacak,

pirinç ve patates ekilmeyen tarlalarda donacak ve sığırlar katılaşmış bacaklarını

devrilmiş iskemleler gibi dikecek gökyüzüne.

Enstitülerde büyük doktorların dahi buluşları asitlenecek, çürüyüp, mantarsı küfle kaplanacak.

Mutfaklarda, hücre odalarda ve kilerlerde,

soğuk hava depolarında ve ambarlarda son torba un,

son kase çilek, kabak ve diğerleri bozulup gidecek,

ekmek ters çevrilmiş masaların altında,

parça parça olmuş tabakların üstünde yemyeşil kesilecek,

ortalığa yayılan yağ arap sabunu gibi kokacak,

tarlalarda buğday paslanmış karasabanların yanına düşüp kalacak,

yok edilmiş bir ordu gibi ve tüten tuğla bacalar, demirci ocakları

ve yıkık fabrika bacaları sonsuz çimle kaplanarak ufalanacak,

ufalanacak, ufalanacak, ufalanacak.

Sonra son insan dökülüp parçalanmış barsaklarıyla

ve kirlenmiş ciğerleriyle zehir gibi kızaran güneşin altında

yalnız ve yanıtsız ve yalpalayan yıldızların altında bir yanılgı gibi ordan oraya dolaşacak,

o kocaman beton yığınları, tenha kentlerin soğuk putları

ve gözden kaçması olanaksız toplu mezarlar arasında yalnız, son insan,

kupkuru, delirmiş, allaha küfrederek, yakınarak o korkunç soruyu soracak :

NEDEN?

Bu ses bozkır derinliğinde yiterek duyulmaz bir hale gelecek,

yıkıntılar üzerinde esecek,

çatlaklar arasından akacak, bu ses,

ibadethane enkazları içinde ve sığınaklara çarparak şaklayacak,

kan birikintileri üzerine düşecek, duyulmayacak, yanıtlanmayacak,

son insan-hayvanın son hayvanca bağırışı.

Tüm bunlar olacak,

yarın, yarın belki, belki hemen bu gece,

belki bu gece, eğer-eğer-eğer siz. HAYIR demezseniz!...


wolfgang borchert - Çeviri : Rahman Haydar



www.savaskarsitlari.org 'dan alınmıştır...

Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 1.928 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu