Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kazım Koyuncu  (Okunma Sayısı 2419 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #15 : 27 Mart 2007 01:30:36 »

Dvd olarak basılmadı diye biliyorum....Ama üzerinden rant sağlamaya çalışanlar yapmışsa bilemem ki bilmekte istemem...
Kazım KOYUNCU yaşadığı süre içerisinde böyle bir dvd ye cevirmemişti konserini....




dostlukla....
Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
hasta_siempre
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 145



« Yanıtla #16 : 03 Nisan 2007 22:36:45 »

teşşkrler tsira ben var diye duymuştum. neyse youtube'tan bulabiliyorum sadece.

Logged

hayata başlarken şartları sen koymadın ki, sana sanal bi dünya sundular....
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #17 : 04 Haziran 2007 01:32:12 »

25 hazirandı sıcak bir öğlen saati ayazda bıraktı beni...İnanmak istemiyordum ilk kez o amerikan hastanesinin önünde tedirgin bekleyişlerde ne olur yaşasın diye inanmadığım kavramlara sarılıyordum...Çaresiz bir insansın işte....İnsan çaresiz olunca olmayan şeylere inanıyor...dua ediyorsun sana uzak hiç bilmediğin şekilde tüm kalbinle dua ediyorsun....
Bir ümit bekliyorsun...Kazım Abi lazdır inattır...Söz vermişti hem o horon gecesinde ^^uşaklar şu hastalığı atlatayım sizi hopaya getirecem hemde sizin için otobüs tutacağım^^ yüzünde bir gülümseme vardı inadına bir gülümseme...Daha radikal stalinizm i tartışacaktık...Bu erkenden gidiş neyin nesiydi...Hani kanser konser ne farkeder bunuda atlatırım demiştin?Sevgi krallığına ne oldu?
Neden o hastanenin önünde beklerken elim ayağıma dolaşıyordu?Daha 30 dk önce seni görmüştüm gülüyordun ki...
Neden o 30 dk nin sonunda ^^bitti,kazım gitti^^ diye sesler yakınlandı...
Neden sadece üşüdüm o sesler her yankılandığında....
dizlerimden gelen bir titreme sardı bedenimi abi...elimde su vardı önce o düştü sigaram parmaklarımın arasından beni usulca terkediyordu hissedebiliyordum....didou nana yankılandı kulaklarımda....Sonra o son gülümsemen geldi gözlerimin önüne....
İnanmıyordum ki abi....Daha 30 dk önce görmüştüm seni gülüyordun....yanında aldım soluğu o merdivenleri 3 er 5 er koşa koşa çıkıyordum.Ardımda çığlıkları bırakarak..Her adımda yüreğimin eksildiğini farkediyordum..Yanındaydım abi...O gülüşün hala daha yüzünde saklıydı..Uyuyor gibiydin....ellerine dokunmak istedim kapatmıştılar bir haziran günü bembeyaz bir örtüyle...Yanağına dokundum ben ilk kez bir haziran günü iliklerime kadar üşüdüm biliyormusun..Yüzünde sadece gülümseyişinin sıcaklığı vardı...Onu hala daha hissettirebiliyordun....
Gözyaşlarım senin yanaklarından aşağıya kayıyordu..Çarçabuk sildim yanakların ıslanmasın diye....
Aldılar seni....o hastanenin koridorları neden o kadar kasvetli geliyordu gözümün önünden akıp gidiyorken sen....
o 3 er 5 er koşarak çıktığım merdivenlerden şimdi ayaklarımı sürte sürte milim milim gidebiliyordum...Senin şarkılarını seslendirdiğin binleri çoşturduğun harbiyede sadece gözyaşı vardı...7 den 70 e herkes senin için ordaydı...
türkü lazı kürdü gürcüsü çerkesi hepsi ordaydı....Sen Sk'udas xalk'epeşi cumapoba diyordun....Oradaki insanlar yaşatıyordu kardeşliği...Binlerce insan seninleydi o gün...Nasıl sevdirdin sen kendini o 7 yaşındaki çocuğaki gözleri ağlamaktan kızarmıştı....Yada bastonuyla oraya gelen amcaya...Dediğin gibi^^ben nasıl bir insanım^^..gerçekten nasıl bir insandın sen....Bu kadar sevgiyi nasıl sığdırdın o yüreğine....
Fonda didou nana çalıyordu ve yakalarımızda siyah beyaz bir resim....Seni yakamızda taşıyorduk abi...
tabutun geldi kara-kızıl bir bayrakla ve o çok sevdiğin keşanla birlikte didou nana çalarken....Bu şarkımıydı seni uğurlayacağımız şarkı...Sen bu şarkıyı konserinde gözyaşlarınla söylemiştin şimdi biz gözyaşlarımızla eşlik ediyorduk....
tezatlık bumuydu be abi....25 haziran 2005 di siyahlar giymeme neden olan...Tam 2 yıl oldu abi güneşin anlında üşürken siyahlarla....
Bugün 25 haziran değil abi ama sığdıramam ben o güne cümlelerimi....


Bak kalbim acıdı diyordun....Benim hala daha kalbim acıyor bir haziran günü üşürken....
İyiki tanımışım seni.....



dostlukla....
« Son Düzenleme: 04 Haziran 2007 01:37:04 Gönderen: tsira » Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #18 : 04 Haziran 2007 01:45:11 »

Grup Yorumun Kazım Koyuncu için kaleme aldığı bir mektubu paylaşmak istedim....
*****
düşlerin bizimle

"benim de hayata karşı söyleyecek şeylerim var." diyordun seninle yaptığımız röportajda ve o kocaman düşlerini anlatıyordun bize.

hayata, devrimci bakıyordun. duruşun devrimciydi hayatın karşısında.

"eh be güzel kardeşim, hayata karşı söyleyeceklerini hep söyledin zaten duruşunla!" diyemedik. sustuk ve dinledik yine de seni.

yüreğini kimin yanına koyduysan oradasındır. yüreğin bizim yanımızdaydı, halkların. bugün, gittin. dilinde güzel sözlerle. "devrimcilik"ti o söz. " düşmedim yani... bir devrimci gibi duruyorum..."
değiştirmek istiyordun son günlerinde bile. değiştirmek ve üretmek... yeni bir albüm hayaliyle doluydun. yaşamak gerekiyordu bunun için. "yaşarsam yaparım." diyordun, "ya da yaparsam yaşarım..."

kendi derdine düşmeden birilerinin derdini taşıyordun omzunda. o yoksulların derdini, dili yasaklanan insanların derdini, açların derdini… bunları düşünüyordun. ve düşler kuruyordun hayata dair. "hep güzel olmasını istedim hayatın, müzisyen oldum, devrimci oldum ama onlar bile bana yetmedi..."
"iyi bir bilimadamının da devrimci olması gerekiyor. hayatı yönlendiren, etkileyen, değiştiren insanların devrimci olması lazım, sistemin bir parçası değil."

bu telaş niye kazım? "bir şey ürettim ben, üç beş kişilik değil, sevgi denen şey herhalde." diyordun. doyduk sevgine, yüreğinin bereketinde...

hayata karşı duruşun devrimciydi, biliyorduk. bu yüzden sevdik seni. bunu çok rahat ifade edebiliyorduk, vicdanın ve erdemin bize öğrettiği dilden. bugün gördük ki, ölüme karşı duruşun da devrimciydi. bugün son kez çıktın sahneye harbiye'de ve o sımsıcak bakan gözlerin kapalıydı sadece... sahne, hayat saldırısını en fazla hissettiğin ve güvendiğin yerdi senin, o yüzden gönlümüz rahattı ve tutuyorduk gözyaşlarımızı sen orada öylece yatarken. çünkü senin dilince, "sahnede hesap kitap yoktu. orada ömür mömür, uzun kısa mısa... her neyse işte."

yine sahne ve yine sen...

muhteşemdiniz!..

"hayat adaletsizdir." diyorduk senin son veda konserinin ardından yazdığımız yazıda. "hayat adaletsizdir ve umudunu yitirenleri acımadan siler atar." öyle de oldu kazım. umudunu yitirenler, diz çökerken hayatın karşısında, sen en delisinden bir karadeniz dalgası gibi çarpıp geçtin yüreğimizin kıyılarına. dilinde umutlu şarkılarla...

"hayat biter." diyordun, "önemli olan yaşarken neyin bittiği." senin o güzel günlere olan umudun hiç bitmedi. gözlerinde umudun yitip gittiğini görmedik hiç. sen bizi sevdin, biz seni. ama hesapsız sevdik birbirimizi. hepsi o kadar...

hayal edebilir miydin bu kadarını acaba bilmiyorum? harbiye'de senin için yaptığımız veda töreninden bahsediyorum. sen yine aceleciydin ve sabırsız gidiyordun, en önde. binlerce kişi senin "ölümsüz" olduğunu haykırıyordu. bizim insanlarımız... ülkemizin yüreği sevgi dolu insanları, senin dostların...
bütün pisliklere, açlığa, sömürüye, zulme karşı "yaşasın halkların kardeşliği" diyorlardı. senin kurduğun düşler, sadece bugün için orada binlerce yürekte atıyordu ama yarın on binlerce yüreği de katarak çoğalacaktı düşlerimiz. için rahattı bu yüzden, buna eminiz.

ve sen bunu bilerek gidiyordun anadolu topraklarına doğru... oradaki sevdiklerini fazla bekletmeden.
biz kardeşiz seninle... seni uğurlamaya gelmişti kardeşlerin. laz'ı, kürt'ü, türk'ü, çerkes'i, arap'ıyla binlerce kişi. sana lazca veda etti kardeşlerin, kürtçe, türkçe, gürcüce... hep bir ağızdan öfkeyle haykırıyor, hesap soruyorlardı. hayal edebilir miydin bunları, hadi söyle?

ne zaman konserine gelsek, sen sahneden yüreğimizi deli dalgalar gibi döverdin. bugün de tıpkı öyle deli dalgalar gibi aktık yollara, sıkılı yumruklarımızla harbiye'den taksim'e...

yasaklı meydandı taksim. yıllarca kanımızla suladık da taksim'i, yine de onlara bırakmadık, bilirsin. ne kadar yasaklasalar da taksim'i, "gireceğiz" deriz, dilimizde türkülerle, sıkılı yumruklarımızla. işte bugün de seninle girdik taksim meydanı'na. devrimciler bir kez daha girdi taksim'e ama bu kez seninle!...
sahnedeki kadar özgürdük. sokaklar bizimdi. caddeler, yollar.... seninle özgürleşiyordu bu sefer. hayalini kurabilir miydin bunların? n'olur söyle!

sen bu kısacık 33 yılın her saniyesini hakederek yaşadın. bu yüzden sızlanan şarkılarla değil, umutlu şarkılarla andık ve son bir kez kucakladık seni devrimci coşkumuzla.
tulum ağladı biraz, yalanı yok... bazen de biz tulumu yalnız bırakmadık. yüreğe laf geçiremediğimizdendi, bağışla...

seni anarken, arkandan süslü püslü laflar etmedik. gözlerindeki sahte duyguları gizlemek isteyenler gibi siyah güneş gözlükleri takmadık. sahte gözyaşları dökmedik. dökülen gözyaşlarımız, gerçek bir hüznün acısını akıtıyordu içimize.

rengarenk giysilerimiz ve rengarenk düşlerimizle oradaydık. konserine gelir gibi ... sadakatle, vefayla seni dinliyorduk. sen sahnede son bir kez dido nana'yı söylüyordun. ardından "ne büyük bir şarkıcıydı, ama kansere yenik düştü." diyenler oldu. laf! sen yenik değildin ki... sarıp sarmaladık seni binlerce kişi. çünkü bizimdin, seni onlara vermedik!...

"onlar..." yani o şatafat içinde yaşayanlar, o sahtekarlar, ikiyüzlüler, halka sırtını dönenler, iyi gün dostu olanlar... nasıl da yabancıydılar sana. sen bizimdin, çünkü seni nasırlı eller alkışladı sahnede. kendi dilinden türküler söyledi seninle. umut doldu yürekler.

dostlar kötü günde belli olur. acı ise ancak paylaşılınca hafifler. dostlar, derdini dökebiliyorsan dosttur. dost, yaranı sarıyorsa dostundur. ve yaralar, sarılırsa iyileşir.

biz, dosttuk. dosttuk çünkü seninle o yoksul sofralara çok diz kırdık. kardeş sofralarına. hesapsız kitapsız geldin ne zaman çağırsak. sahnenin önünde kan ter içinde horon tepen devrimin çocukları seni niye seviyorlardı biliyor musun? "bizimle" olduğun için, "bizim" olduğun için.

biz, halkız... sen de bizden biriydin işte. halkların kültürünü yansıtıyordun sanatına. cesurca, inatla. kendi dilince söyledin şarkılarını, korkusuzca. hislerimizi anlayabildiğin için anlatabildin zaten. bir sanatçıyı, halkın sanatçısı yapan şey budur. acıyı hissedemeyen bunun sanatını da yapamaz. yapsa da sanat olmaz. seni diğerlerinden farklı kılan da buydu işte. sana yüreğimizin kapılarını açan da buydu. gördün, hissettin ve yaptın. bunca rezilliğin, kepazeliğin, alçaklıkların, yozluğun ortasında birisi çıkıyordu hesapsız, kitapsız ve deli bir horona duruyordu. "heey!" diyordu. "koca dünya, duy benim de sesimi. karadeniz'in kıpır kıpır coşkusuyla sesleniyorum sana, bir gün göreceğiz o güzel günleri!" "neden bizimdin?" sorusuna cevap olacak o kadar çok şey var ki hangisini anlatsak? hangi sözcüklere sığdırsak?

gün geldi bir tabak yemeği, gün geldi aynı sahneyi paylaştık. yanına davetsiz sokulduk. yeri geldi güldük ve yeri geldi aynı şeye kederlendik. günü geldi zor günümüzde omzumuza dokunan dost eliydin. 1 nisan'da kurumumuzu basıp talan edenlere karşı bizim yanımızdaydın. gözaltından çıktığımızda, yorgun ve hırpalanmış bedenimizi kucaklarken gördük seni. geçmiş olsun diyen gülen gözlerini...

felluce'yi kan götürürken, felluce halkı amerikan bombaları altında katledilirken, düzenlediğimiz konserde ciğerlerin sökülürcesine öksürürken gördük seni. korktuk ve ilk o zaman öğrendik hastalığını. daha da ötesi sen hastalığını henüz öğrenmiştin. bunun şaşkınlığı vardı sende. ama konsere gelmekte hiç tereddüt yaşamadın. kendi derdine düşüp konseri iptal etmek şöyle dursun, özellikle gelmek istemiştin. coşkundan hiç bir şey kaybetmemiş, sahnede hiçbir şey belli etmemiştin. çünkü kaybedecek zaman yoktu. söyleyecek o kadar çok şarkı vardı ki, deli coşkumuza, hüznümüze, acılarımıza, aşklarımıza dair. "vay be..." dedik. o günden bugüne... "vay be!" diyor insan, "vay be..."
"üç gün fazla yaşayacağım diye kendimi rezil edemem." dediğini duyduğumuzda dedik "vay be!"... "kanserden korkmuyorum." dediğini duyduğumuzda dedik "vay be!"...

bu "vay be..."yi altı ay boyunca söylettin ya bize, aşkolsun sana kazım...

işte, halkların kardeşliği için çarpan yüreğin durdu bugün. yoksun... vay be!...

seni onlar anlamaz. seni ancak biz anlarız. seni anlayamadıkları gibi, anlatamazlar da. anlatsalar yalan söylerler. yürek taşımaz onlar göğüs kafeslerinde. bu yüzden sevmeyi de bilmezler, kederi de.
bugünlerde sol göğsümüz çok sızladı kazım. sol göğsümüzde o kadar çok fotoğraf taşıdık ki... çok uğurladık sevdiklerimizi, bir düğüne gider gibi, türkülerle...

bugün cenaze töreninde bize dönen kameralar, seni niye bu kadar çok sevdiğimizi anlatmayacaklar o ekranlardan. hesap soracağımızı, yüzlerine haykırdığımızı söyleyemeyecekler. çünkü onlar yalanlardan kurulu sahte dünyalarında yaşıyorlar. çünkü onları senin katillerin besliyor. yalanlar söylesinler diye.
kilometrelerce yürüdük senin ardından. yavaş, sakin, öfkeli... alkışlarla yürüdük, zılgıtlarla. bir de panik halde koşanlar vardı, robocoplarıyla, coplarıyla, gaz bombalarıyla, silahlarıyla. tahmin edebilir miydin bu kadarını? doğruyu söyle n'olursun?

senden korktular kazım. senden, sevenlerinden, ve halkından. öfkemizden korktular ve sana duyduğumuz sevgiden. tıpkı nazım'ın dediği gibi, "korkuyorlar sevmekten".

hep korktular zaten türkülerimizden... bugün bir kez daha gördük yüzlerinde korkuyu.

bugün, acılı yüreğimizde sana da bir yer açtık. şimdi alıp başını gidiyorsun, seni doyuran ve büyüten toprağa, karadeniz'e. ama biz burada veda etmeyeceğiz sana. seninle birlikte uçacağız masmavi göklerden karadeniz'e doğru. son yolculuğu birlikte yapacağız. bir sigara yakacağız hopa'ya varınca. ve bütün kederlerimizi dökeceğiz karadeniz'in lacivert sularına. ve seni kendi ellerimizle emanet edeceğiz toprağa. toprak vefalıdır. emanetimizi kıskançlıkla saklayacak, biliyoruz. ve karadeniz senin kulağına hiç söylenmemiş türküleri söyleyecek. ve "güzel günler" geldiğinde deli bir horon tutacağız birlikte. karadeniz'den, ege'den, sarp yamaçlı dağlardan gelip, halkların kardeşlik halayında buluşacağız yine.

rahat uyu ve bizi merak etme sakın, türkülerimiz hiç susmayacak. bugün seni uğurlayan binlerce kişinin bir bildiği vardı ki haykırıyorlardı: "türküler susmaz, horonlar sürer".

ölüm, seni aldı aramızdan. ne olursa olsun, kalleştir ölümün adı. bu kez de, seni çok gördü bize. ölmek, bir sonuçtur yine de. önemli olan o hayatı nasıl yaşadığıdır insanın. senin gibi hızlı, senin gibi dolu dolu yaşayıp "üstü kalsın" dercesine gidebilmek, kocaman yüreklilerin harcıdır.

seni kalbimizin en derin yerine uğurluyoruz, kocaman yürekli dostumuz.

denizin çocuğu, güle güle...

gökyüzü kadar kocaman, karadeniz gibi deli ve durulmayan düşlerini büyütmek, "sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için", boynumuzun borcu olsun.

hayat, omuzlarımıza senin de düşlerini yükledi. taşımayana yuh olsun!




dostlukla....
Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #19 : 24 Haziran 2007 23:52:52 »

bir yıldız kaydı...
dilek tuttum...
sana dair...
sen yüreklerdeki sızının sonsuz sebebi...
dinmeyen...
seni yaşamak mümkün...
ya da gözlerinde yitmek...
ellerim değmiyor sulara...
kapatıyorum gözlerimi...


ama sen...
aklımdasın...



puratu
25.06.2007
00.35 itibariyle...

bugün serinliği duydum ben... saçlarımı savuran rüzgarı duydum... üşüdüm... haberin olmadı sana olan duygulardan... içim konuşsaydı başka ne söylerdi bilmiyorum...  buralar hiç bilmediğin gibi... ben hiç bilmediğin gibi...
peki sen nasılsın?...


saygıyla...



Logged

kelep_che
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35



« Yanıtla #20 : 25 Haziran 2007 14:39:20 »

Kazım Koyuncu'nun Hayranlarına Yazdığı Mesajlar

1.

Varlığınız ve sevginiz ilaç gibi, hatta daha fazlası, daha iyilestirici. sağolun.
hastalığımla ilgili kısa bir bilgi vermeliyim galiba. çünkü ortalıkta yanlış bilgiler dolaşıyor.
aslında testislerde görülen ama bende testislere değil, başka bölgelere(akciğer boşluğu ve akciğerlere) yerleşmiş tuhaf bir kanser türü, ya da tümör cinsi. 'germ hücreli tümör' diyorlar bu cinse.
tamamen iyileşme ihtimali yüzde yetmiş-seksen diyor doktorlar. tedavi olarak kemoterapi uygulanıyor. genel olarak testis kanseriyle aynı özelliklere sahip hastalığımızın tedavi şekli de aynı.
içinizi rahat tutun. yüzde yetmiş-seksen ilaçlar yardımcı olacak ama geri kalan zaten bende var; sizler ve sevginiz, inancınız. bu yüzden iyileşme ihtimali öngörülenden daha yüksek, değil mi?
tekrar hepinize çok teşekkür ediyorum. konserde görüşmek üzere. sevgiler...

(bu arada konsere perukla, şapkayla ya da kelimle, hangisiyle çıksam acaba?)

Kazım Koyuncu

 

2.

Sağlık durumumla ilgili bir gelişme olmadığından bir şeyler yazmadım son zamanlarda.ancak her gün illaki siteye girip, gerekli morali mesajlarınızla topladım.

2.kemoterapi sona erdiginde kontrol tomografisi çektirdik. bugün sonuçları ve yorumları aldık. açıkçası bizler ve doktorumuz hızlı bir iyileşme süreci bekliyorduk ancak tahminlerimiz tutmadı. tedavi devam ediyor, sanırım 1-1.5 ay sonra daha net şeyler soylemek mumkun olacak. ama ben iyiyim. ağrı-sızı yok, kemoterapinin yan etkileri pek yok. canım konser yapmak, koşmak, futbol oynamak gibi şeyler istiyor. ustelik bunları yapmaya enerjimin olduğunu da hissediyorum ancak yapmamam gerekiyormuş. bu işin sinir bozucu taraflarının başında boyle şeyler geliyor.

yarın yeni kemoterapi başlıyor. 'extra gonadal germ hucreli tumorlerimle' 3.raund. onları yenmek için cok sebep var. sizlerin varlığı büyük silah benim için. bu yuzden teşekkurler hepinize.

önemli bir gelişme olursa yazacağım.

görüşmek üzere, sevgiyle....

Kazım Koyuncu

 

 

3.

Merhaba.
uzun zaman oldu yazmayali.
aslinda çesitli sonuçlar çiktiginda yazacaktim ama biraz karisik sonuçlarla karsilasinca yazmaktan vazgeçtim.
çok olumlu ve moralli baslayan tedavi süreci malesef olumlu seyretmedi yeterince.
ilaçlar degisti, fakat iyilesme konusunda beklenen etkiyi göstermedi.
simdi yeni planlar yapiyoruz.
sanirim gurbet ellere dogru, tedavi olmak için yola koyulacagiz. ilk hedef abd housten.md anderson denen kanser hastanesi. ya da baska seçenekler, ama bir süre ayri kalmaya devam edecegiz galiba, zor, zor.
isler her ne kadar olumsuz olsa da ben tekrar sahneye, müzige, hayata dönecegime dair bir kusku duymamaktayim.
yol devam ediyor, edecek...
görüsmek üzere, sevgiyle....

Kazım Koyuncu

 

 

4.

Yeniden merhaba.
Bir haftadır siteye giremiyorum.Ev değisikliği yaptım ve bu yuzden telefonum bu gun anca bağlandı(hava şartları)
Bu akşam hat açılır açılmaz siteye girdim ve kendimi cok iyi hissettim.
Muzik hayatım boyunca içimden gelen en güzel şeyleri yaratmak,onları en guzel halleriyle sizlere ulaştırmak,paylaşmak istedim.İnanın en büyük amacım buydu.Uretebildiklerimi,uretebildiklerimizi sizlerle paylaşmak,coğalmak,o seslerle,şarkılarla birlikte bir sevgiyi yaratmak,o sevgiyi her yere taşımak...Şimdi binlerce yürek,sizler o yarattığımız,hep beraber yarattığımız sevgiyi ve inancı bana gonderiyorsunuz.Sorgusuz,hesapsız,karşılıksız.Evet,biliyorum,ben cok şanslıyım.Siz biliyormusunuz peki varlığınız,yazdıklarınız,bu yaptıklarınız beni nasıl mutlu ediyor,nasıl umutlandırıyor,nasıl ayakta tutuyor?
Saatlerdir birikmiş mesajları okuyorum,henüz bitiremedim.Şimdi onlara dönuyorum.Sonra uyumaya.Yarın hastane mesaisi.Hastalığımla ilgili yeni bir durum yok.İlk yazıda dediklerim devam ediyor.Yeni gelişmeler olduğunda ilk önce sitede yazarım.Özellille güzel haberleri.Ama ben iyiyim.Bir yerlerim acımıyor,fiziksel bir sorunum yok.Sadece sıkılıyırum hareketsizlikten.Sürekli koşturan bir insana zor geliyor.
Hepinize cok teşekkür ediyorum.
Bundan boyle her gun sitedeyim,görüşmek üzere,..
Sevgiler..........

Kazım Koyuncu
Logged

yasamak agrısı asıldı boynuma
oysa turku tadında yasamak isterdim  = nevzat celik =
eskici
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 86


YeLKeN aÇTıM RüZGaRa...


« Yanıtla #21 : 25 Haziran 2007 22:05:34 »

denizde kararti var...
her daim var olmak...
yada yok olmak her an...
bugün karadenizin asi ve hirçin çocugunun aramizdan ayrilisinin ikinci yili....
seni asla unutmayacagiz kazim abi...
kulaklarimda çinliyor sesin...
"bu hayat hep böylemi olur"
Logged

kelep_che
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35



« Yanıtla #22 : 26 Haziran 2007 10:44:16 »

seni çok özledik denizin devrimci çocuğu
çok özledik şair ceketli çocuk seni ..
Logged

yasamak agrısı asıldı boynuma
oysa turku tadında yasamak isterdim  = nevzat celik =
ateş
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20

OTLARIM YANAR,SENSİZLİK NADASINDA


« Yanıtla #23 : 04 Temmuz 2007 09:28:31 »

BEN SENU SEVDUĞUMİ DA DÜNYALARA BİLDURDUM... AMA SEN YOKSUN DAAAA!!!
Logged

bir sen var içinde ama senden başka
homşetsi
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


DENİZDE KARARTİ VAR BU GELEN KAZİM'MİDUR


« Yanıtla #24 : 05 Temmuz 2007 21:39:38 »

25 haziran 2005/25 haziran 2007
    ne söylenebilir ki artık... uçup gitti aramızdan 2 yıl önce...
    unutmadık unutmaya da niyetimiz yok sadece bu^^
Logged

***KAZIM KEZİ ZATE MOLİYOHĞÇİK***

***SENİ UNUTMAK ÖZGÜRLÜĞE YAPILMIŞ EN BÜYÜK İHANETTİR KAZIM***
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #25 : 03 Ekim 2007 20:28:52 »

Şunu söylemek gerekirse önce kültür merkezi sonra anıt mezar sonra albüm sonra konser görüntülerinden dvd ...vs vs vs
Kazım hala daha sömürülemedi...Yaşadığı süre içerisinde popülariteden uzak duran insan ancak bu denli popülariteye esir edilir..
Neyse aslında söyleyeceğim o kadar çok şey varki...

Bu kültür merkezine gelelim...Bu kültür merkezi nasıl açılıyor...?
Halkevleri adlı oluşumun anlattığı masala!! göre..Kazımın bilgisayarından çıkan bir çok yeni eser bir amerikan müzik şirketi(!!!) tarafından albüm olarak piyasaya sürülecekmiş..
Bu haberi alan halkevleri süperman edasıyla Kazımın eserlerini amerikan şirketinden kurtarıyor ve sevenleriyle paylaşmak üzere albüm yapmaya karar veriyor ve bu albümden edilen gelirlede böyle bir yer düşünmüşler...
Şimdi Kazımın bilgisayarında sınırlı sayıda  eseri vardı(dünyada albümündeki yeni eserlerdir bunlar) diğer eserleri Kazım abi 300 adet cd de (demoları videoları şarkı sözleri vs vs vs ne varsa) toplayıp yakın arkadaşlarından olan aynı zamanda çok yakından tanıdığım birsine veriyor...
Bilgisayarında kalan 5 eserde(dünyada,yine burada,yalnızlığı anla,sürgün başlar ve gidiyorum(adını hoşçakal olarak değiştirdiler)) bilgisiyarında kalıyor düzenlemeler yapmak adına...
Şimdi bu 5 esere sebep bir amerikan şirketi(!!amerikaya karşı olmak lazımya) tutup Kazımın albümü yapacak öylemi?
Size inandırıcı geliyormu bu nokta...
Hadi yapsın diyelim Kazım kendi yağıyla kavrulan bir insan iken bu şirket Kazımı nerden duyuyor?
Yada bu müzik şirketinin neden adı tam olarak açıklanmıyor?Bir amerikan şirketi denildi geçildi...

Bu noktaları geçelim hooopp atlayalım gitsin...Halkevleri Kazımı yaşatmak adına çabalıyor çıkarsız(!!!) hemde...Bakalım hakikaten çıkarsızmı
Bu albümü yapan halk evleri albüm için 150 bin ytl gibi bir ücreti nereden temin ediyor?Madem bu kadar paranız var neden direk kültür merkezi için çaba sarfedilmiyorda albümü çıkarmak için sağdan soldan destek arıyorlar...?
Sahne arkadaşları bu albüme destek vermedi yakın çevresi destek vermedi..(memedali barış beşli,niyazi koyuncu,hüseyin koyuncu,Nişanlısı gönül,Paluri arzu kal ve yakın dostları)
Neden Kapı kapı dolaşıp bu insanlardan albüme destek verilmesi istendi?Şöyleki eğer çıkarsız bir iş olsaydı yakın çevresi neden bu albüme destek vermesin?
Paluri Arzu Kal dan destek istemeye gittiklerinde...Paluri Arzu Kal ın destek vermeyeceğini ve bu albümün Kazımı yaşatmak adına olmadığını vazgeçilmesini söylediğinde neden ^^olurmu biz o kadar para yatırdık bu işe vazgeçemeyiz^^ gibi çıkarcı(onların gözünde çıkarsız) bir cevap veriyorlar?
Albümü çıkarıyorlar albümde Kazım Koyuncu dan çok halkevleri yazısı varmıydı yokmuydu?
Sözde Kazım Koyuncunun albümüymüş müş müş.....Hani çıkarsızdı...Reklamın iyisi kötüsü olmaz değilmi...
Şunu söylemek sanırım doğru bir şey olacak Halkevleri Kazımı reklamı için çok iyi kullanmıştır....Belki o sözde amerikan şirketi dahi bunlardan daha az kullanırdı Kazım Koyuncu yu...

Şimdi kültür merkezini açıyorlarmış...
Kazım bu şekilde yaşatılamaz ne anıt mezarla nede kültür merkeziyle veya buna benzer şeylerle...
Bugün Kazım yok asimile olmakla karşı karşıya kalan kültürü için mücadele etti...Halkevleri neden kendini bu mücadelenin dışında tutup farklı bir yol izledi...
Biliyoruzki Laz kültürü yaşadığı sürece Kazım Koyuncu da yaşayacaktır...Ama bu kültürün yaşaması gerekir...
Kültür asimile olmuş Kazım yaşamış....Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu....
Bugün karadenizde hala daha bir kanser tarama enstütüsü yok neden bunun için mücadele verilmedi?
Bugün karadeniz kayadenize çevrildi halkevleri neredeydi....
Lazca asimile edilmekle yüzyüze bu halkevleri nerede?
.
.
.
.
.
Sahi Kazımı yaşatsınlar yaşatmaya devam etsinler...
Kültür merkeziymiş anıt mezarmış albümmüş bıraksınlar bu işleri....Bilmeyenleri görmeyenleri kandırması çok kolaydır..Nede olsa Kazım yaşatılıyor sonuçta...
Ya dönen pisliği farkedenler ne olacak?



dostlukla....
Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.788 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu