Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: şiirler (duygu yumagı)  (Okunma Sayısı 8634 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
prusias
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



« Yanıtla #75 : 08 Temmuz 2007 16:34:33 »

TABUT

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.
Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.
Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?

                                                                                                                                     Necip Fazıl Kısakürek
Logged

daha ne kadar chinaski                  
daha kaç aşk vurulacak gökyüzünden
daha kaç kadın?
daha kaç gün ve yıl.
aci yürüyor bu adamın gölgelerinde
kollarımda hissediyorum.
yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden
şimdi yıkıldı duvarlarım
ellerine g
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #76 : 08 Temmuz 2007 17:19:19 »

Olmasa da varmışçasına...

sancılıdır karar vermek. tıkanırsın, bunalırsın.
susmak değil, aslolan konuşamamak.
anlatamamak kendini kimselere.
bir türküyü yoldaş etmek. gitmek, ötelere.
sıtmalı bir aşkın esaret kolyeleridir boynundaki.
küsmüşsündür; gidenlere, kalanlara.
agresifliğine kırılır birileri.
kırılmaların tamiri yoktur sende.
gözlerin sıcak bakar, görmek istemediklerine değmişse
ellerin soğuk.

dükkanlar peşi sıra.
kırmızı mantolu küçük kız çocuğu,
güvendedir annesinin yanında.
senin de kırmızı manton vardı bir zamanlar ve annen.

kirpiklerinin güzel olduğunu hatırlarsın dokunduğunda.
''yarın makyaj yapmalıyım'' fikrinden geçen.
topukluda giymeliyim ve etek.
aslın hangisidir bilemezsin...
sırt çantasına kitaplarını ve kitaplardaki yaşamları doldurup,
postallarını giyip, ellerini cebine sokup dolaşan mı,
yoksa diğeri mi?
zaman zaman biri, zaman zamansa hiçbiri.
kendinle olmak acıtır seni.
''gitmeliyim'' der, boynunu bükersin.
gitsen de kendini bir yerlerde bırakamayacağını bilirsin.
kabullenişleri reddetmek geçer içinden,
başaramaz, sen yine susarsın.

yürümekten zevk alırsın.
kitapçıya az kaldı.
pastaneden sonra milli piyango idaresi,
mobilya mağazası ve hedef...
ışıklarını görüyorsun. sinema çıkışı, ufak kalabalıklar.
bir gencin yanından geçerken anlamlı bakışları çarpar yüzüne,
başını kaldırırsın.
eskiden insanların yüzündeki manalar için, yürürken,
yüzlerine baktığını hatırlarsın.

göçebe fikirler nereye kadar seninle olur?
karar vermen gerekenler...
istediklerin, istemediklerin, bol seçenekli cevaplar sana!
yüzleşmekten korkuyorsan bir çok yerde yer yok sana.
direncin kırılıyor sanarken bile
direnmelerini hatırlamak uzağındadır.

bu kitapçıda eve ne kadar uzakta!
milli piyango idaresi, mobilyacı, kitapçıdasın, boğul artık.
sakinleşmeye başlıyorsun.
''hangisine baksam önce'' yeni kitaplar çok az burada.
boğulman için yetersiz.
etrafta birkaç insan. saatine bakıyorsun,
geç kalmama düşüncesi.
eline aldığın iki kitap, kasadasın, biri kırmızı kaplı.
kitapçıda pazarlık yapmayı sevmiyorsun,
ama bir sigara parası kalır belki.

kim olduğunun sorusunun yanıtını tam dolduramamanın ağırlığı yüreğini yoran.
vazgeçmek yok. başladıysan bitirmelisin.
isteklerin sadece kendin için mi?
bunlardan geçersen kendine ve başkalarına kanıtlayacağın ne olabilir?
en iyisi bu diye düşündüğün gerçekten iyi mi?
belki değil, belkide ''Değil'' değil. hüznü yaşamak bilmişsin.
yanına biraz hüzün aldın mı, insan olduğunun anlamını kavrıyorsun.
aşka aşık olmanda belki bundandır.
bir aşk tek kişilikse bunu en iyi sen anlarsın.

bu kitapçıyı hiç sevmiyorsun ama, ah bu alternatifsizlik!
yine kitapların arasındasın,
boğulmaya ilkinden daha elverişli bir ortam.
dalıyorsun, biri, biri, biri daha...
saat ilerliyor.
bir kitapta buradan, kasa ederi ödenerek, senin mülkiyetine geçiyor.
bu insanların kitapçılığını tenkit ediyorsun bir kez daha içinden.
dükkandan çıkıp, caddedesin. eve gitmek değil arzu ettiğin.

uzun saçlı kızın parfüm kokusu burnuna ilişiyor,
sanki cadde boyunca aynı kokuyu duyuyorsun.
ışıklar, insanlar...
kurgulanmaz hikayeleri düşürüyor aklına, kurgulayabilirsin aslında.

daha çok gayret etmek gerek.
yol almayı istediğin insanlarla olmalısın.
insansız kalmamak adına insanlara katlanışın,
kurtul bunlardan. belki birkaçı eksilir, olsun varsın.
kaç ''birkaç''ı yitirmedin ki. bir kere daha olur,
ama yanında kalsın istediklerin.
''yanımda olmuyorlar''la karartma kendini.
-hep karanlıksın- aydınlıklar uzak olmamalı sana,
başını göğe kaldırıp yıldızlara bakmayı unutmazdın sen!
haber olur, umut olur, sen olurdu o yıldızlar.

eve gelmek değildi istediğin. evin kapısındasın.
işte istenilenle gerçekler arasındaki hayatın sunduğu kanıt.
mutluymuşçasına, umutluymuşçasına anahtarlarını çıkart kapıyı açmak için.
bunlar olmasa da varmışçasına...

bilirsin, bir süre sonra insan,
oynadığı roller oluverir...

Aylin GÜNAY


saygıyla...


Logged

prusias
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



« Yanıtla #77 : 08 Temmuz 2007 17:24:13 »

azap

Azap, saçlarıma ak,
Yüzüme çizgi serdi,
Ruhumu, çırıl çıplak,
Soyup çarmıha gerdi.
Bağrım, çizgi çizgi kan;
Beni seyretti hayran.
Bir kadın oldu o ân,
Kendini bana verdi...

                                                                                                                            necip fazıl kısakürek
Logged

daha ne kadar chinaski                  
daha kaç aşk vurulacak gökyüzünden
daha kaç kadın?
daha kaç gün ve yıl.
aci yürüyor bu adamın gölgelerinde
kollarımda hissediyorum.
yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden
şimdi yıkıldı duvarlarım
ellerine g
deli afitap
Global Moderator
B.Ö Üye ***
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 106


.........


« Yanıtla #78 : 08 Temmuz 2007 22:04:34 »

RENKLERİM

aklaşan grilikte duruyorum-
yeşilleşen mavilik
kararan saydamlık
azalan tirşe:
o mor
hiç olmadı
mı?


o tek renk
bulunmadı
mı?


kızıltılı
kahve
rengi

siyah.
beyaz.
az-
hiç olmadım
mı?


bulunamadım
mı?



ORUÇ ARUOBA
Logged

Sk'udas Xalk'epesi Cumpoba
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #79 : 10 Temmuz 2007 02:11:33 »

Tan Eğri - Benim Tatlı Nefretim

görüyorum ki; yollar ayrılık uzuyor...


hani ad veremediğin o sevilme
ve sarılma güdün...
yalnızlıklarından sıyrılıp
bir ders çıkar kendine.
kuşkusuz ve kusursuz

anlamlar bütünlüğüne sarıl...
ey! karanlık içinde, yolunu kaybetmiş deniz!..
ey! kar altında saçaklarını yitirmiş
eflatun öykülerin güvercinleri...

ömrü gözden düşür:
kandırabilir misin kalanları?..

iç-
im-
de
özgürlüklerim kendini sorguluyor!
sınırları kuşatılmış bir gelecekte,
sömürüyorum uykusuzlukları!..

essin bir tan eğri, nefretini unutmuş mor şeytanlardan...
essin eğrisiz tan, sebebini unutmuş ararattan!

olsun(du)...
küçük su birikintilerinin bile vardı...
bir başı
bir sonu
bir düşü...
olsun...
yinede adımı unutuyorum ben.

elini uzat-
tığımda
- yağmurlar-

zihnimi uyuttuğumda tutamıyorsam sesimin yankısını,
hissettiklerimin ne önemi var!
söyle,
ey! dilimin çeperlerinde beslediğim acım...
her nefes alışımda,
göğe verdiğim tutkularımla kendimi yitirdiğim,
azaldığım...
ey! kızıl denizlerin acısı bu hissettiğim...
kanamalı bir bulut gibi...
denizsizliğim...

ve yine
de:
-kuraklıklar-

biliyorum,
çokça yaşamanın mümkün olmadığını bu hayatta.
sözcük oyunlarında yitiriveriyoruz kendi adımlarımızı.
çok olma hevesiyle az kaldığımızı...
bu çağ,
biliyorum dedim değil mi,
bana göre değil.

artık
fare kapanındaki
fare'dir,
adım...

çıkar üzerindeki süslü mutlulukları su!
bu senin adın olmamalı...
tanrının adım olarak koyduğu,
bu yüreği terk eden,

yağmurlar için;
ben,
düşmek için hazırlanıyorum.

gülümsüyorum
aynalarına


Barış KURAN


gecenin şiir halinde
bulutlardı yağmuru getiren...

saygıyla...




Logged

deli afitap
Global Moderator
B.Ö Üye ***
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 106


.........


« Yanıtla #80 : 01 Eylül 2007 00:47:53 »

BUĞU

geliyor
yavaş
yavaş
camda
n


ayırdedemiyorum
içimdeki kıpırtılarla
dışımdaki tangırtıları;
yaptıklarımsa,hep yanılgılarda
n,yanılgılar


yan
ıl-
ne
nas
ıl.


birleştiremiyorum
içimdeki kopukluklarla
dışımdaki bozuklukları;
yazdıklarımsa,hep yansılarda
n;yansılar.


yans
ıl
kim-
nas
ıl.



oruç aruoba
Logged

Sk'udas Xalk'epesi Cumpoba
ONURS3
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #81 : 01 Eylül 2007 01:19:04 »

ASKIDA YAŞAMAK

Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
Gece trenlerine binme
Kaybolursun
Sokaklarda mızıka çalma çocuk
Vurulursun

                          Atilla İLHAN


Beste:Kazım Koyuncu
Logged

Küçük bir martı bu Jonathan...
Küçük bir martı..O kadar.
Uçmak istiyordu Jonathan...
Uçmak istiyordu ama farklı!
Jonathan...
Bir gün çok yükseğe çıktı Jonathan...
Bulutlara değdi kanadı...
Ve kendini denize bıraktı...
Ve kendini bıraktı!...
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #82 : 09 Eylül 2007 00:26:44 »

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler

Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler
Vicdanlarında hoşgörü barındırmayanlar.

Pablo Neruda

saygıyla...
Logged

deli afitap
Global Moderator
B.Ö Üye ***
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 106


.........


« Yanıtla #83 : 14 Eylül 2007 21:11:41 »

koy başını omuzuma yine.
aldırma,söylenmeden kalsın
düşünülmedikler,bilinmedikler-bırak
unutulsun geridekiler,özlensin ileridekiler-bırak
yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken
sabah,aydınlanırken uçup geçen yeşillik.
gel-uyuyalım güneş görününce,
aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık.
uyanacağız nasılsa,dikelmeden ışınlar,
dümdüz,aklaştırıcı olarak yeniden bakışımız.
ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi,
sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri-
şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle,
şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle-
aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz
gündüz yarasalarıyız biz.


Oruç ARUOBA



"can" a..
Logged

Sk'udas Xalk'epesi Cumpoba
november rain
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 77


canavar zopatyayım ben:)


« Yanıtla #84 : 15 Eylül 2007 07:52:16 »

Ve bitti...

Sonra YALNIZ BIR OPERA BASLADI
Ölü bir yilan gibi yatiyordu aramizda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmisim
Oysa bilmedigin bir sey vardi sevgilim
Ben sende bütün asklarimi temize çektim.

Imrendigin, öfkelendigin
Kizdigin, ya da kiskandigin diyelim
Yani yasamislik sandigin geçmisim
Dile dökülmeyenin tenhaliginda
Kaçirilan bakislarda
Gündeligin basibos ayrintilarinda
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatimdaki herhangi biri saniyordun,
Biraz daha fazla sevdigim, biraz daha önem verdigim.

Baslangicta dogruydu belki.
Siradan bir seruven, rastgele bir iliski
Gibi baslayip, gün günden hayatima yayilan,
Varligimi ele geciren, buyuyup kok salan bir aska bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende butun asklarimi temize cektim
Anladigindaysa yapacak tek sey kalmisti sana
Butun kazananlar gibi
Terk ettin

Yaz basiydi gittiginde,
Ardindan, senin icin üc lirik parca yazmaya karar vermistim.
Kimsesiz bir yazdi.
Yoktun. Kimsesizdim.
Cikilmis bir yolun ilk duraginda
Bir mevsim bekledim durdum.
Cunku ben askin butun caglarindan geliyordum.

Sanirim lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu
Yuzundeki kuskun kedere, gur kirpiklerinin altindan
Kisik lambalar gibi isiyan gozlerine
Cercevesine sigmayan munis, sokulgan, huzunlu resimlerine
Lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu

Yaz basiydi gittiginde.
Sersemletici bir ruzgar gibi gecmisti Mayis.
Seni bir siire dusunduke
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumusak seyler geliyordu aklima.
Onceki siirlerimde hic kullanmadigim bu sozcuk
Usulca dusuyordu bir kagit akligina,
Belkide ilk kez giriyordu yazdiklarima, hayatima.

Yaz basiydi gittiginde.
Bir askin ilk gunleriydi daha.
Ask miydi, degil miydi?
Bunu o gunler kim bilebilirdi?
Eylul'de ayni yerde ve ayni insan
Olmami isteyen" notunu buldum kapimda.
Altina saat:16.00 diye yazmistin, ve
16.04'tü onu buldugumda.

Daha o gun anlamaliydim bu iliskinin yazgisini
Takvim tutmazligini
Aramizda bir dusman gibi duran zamani
Daha o gun anlamaliydim
Benim sana erken
Senin bana gec kaldigini

Gittin.
Koca bir yaz girdi aramiza.
Yaz ve getirdikleri.
Dondugunde eksik, noksan bir seyler baslamisti.
Sanki yaz,
Birbirimizi gormedigimiz o uc ay,
Alip goturmustu bir seyleri hayatimizdan,
Olmamisti, eksik kalmisti.

Kirilmis bir seyi onarir gibi basladik
yarim kalmis arkadasligimiza.
Adimlarimiz tutuk,
Yuregimiz cekingen, korler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakisiyorduk.
Sanki ufacik bir sey olsa birbirimizden kacacaktik.
Fotoromansiz, truksuz, hilesiz, klisesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gozlerimiz acildi,
Dilimiz cozuldu guvenle ilerledik birbirimize.

Gittin
Simdi bir mevsim degil, koca bir hayat girdi aramiza.
Biliyorum ne sen donebilirsin artik,
Ne de ben kapiyi acabilirim sana.

Simdi biz neyiz biliyor musun?
Akip giden zamana goz kirpan yorgun yildizlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boslukta iki yalniz yildiz gibi
Aci cekiyor ve kendimize gomuluyoruz
Bir zaman sonra
Batik bir asktan geriye kalan iki enkaz olacagiz yalnizca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasiz bogulacagiz
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkac satir ve benim su kirik dokuk siirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dunyasinda
Ne kalacak geriye savrulmus gunlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Simdi biz neyiz biliyor musun?
Yikintilar arasinda yakinlarini arayan
Oksuz savas cocuklari gibiyiz.
Umut ve korkunun
Hicbir anlam tasimadigi bir dunyada bir sey buldugunda
Neyi, ne yapacagini bilmeyen cocuklar gibi
Ve elbet biz de bu askta buyuyecek
Her seyi bir baska aska erteleyecegiz Kis basliyor sevgilim
Hosnutsuzlugumun kisi basliyor
Bir yaz daha gecti hicbir sey anlamadan
Oysa yapacak ne cok sey vardi
Ve ne kadar az zaman
Kis basliyor sevgilim
Iyi bak kendine
Gozlerindeki usul sefkati
Teslim etme kimseye, hicbir seye
Upuzun bir kis basliyor sevgilim
Ayriligimizin kisi basliyor
Giriyoruz kara ve soguk bir mevsime.

Kitaplara sarilmak, dostlarla konusmak,
Yaziya oturup sonu gelmeyen cumleler kurmak,
Camdan disari bakip puslu sarkilar mirildanmak....
Böyle zamanlarda her sey birbirinin yerini alir
Cunku her sey bir o kadar anlamsizdir
Icimizdeki issizligi dolduramaz hicbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak icin buldugumuz numaralar
Bir aski yasatan ayrintilari nereye saklayacaginizi bilemezsiniz
Ciplak bir yara gibi sizlar paylastigimiz anlar,esyalar
Gozunuzun onunde durur birlikte yarattiginiz aliskanliklar
Korkarsiniz sozcuklerden, sessizlikten de;
Bakamazsiniz aynalara,
Cagrisimlarla odesemezsiniz

Disarda hayat dusmandir size
Iceride odalara sigamazken siz, kendiniz
Bir ayriligin ilk gunleridir daha
Her sey asili kalmistir bitkisel bir yalnizlikta

Gun boyu hicbir sey yapmadan oturup
Kulak verdiginiz saat tiktaklari
Kaplar tekin olmayan gogunuzu
Gecici bir dinginlik, duzmece bir erinc
Suyu bosalmis bir havuz, fisten cekilmis bir alet kadar tehlikesiz
Bakinip dururken duvarlara Bos bir cuval gibi, calmayan bir org gibi,
Plastik bir cicek, unutulmus bir oyuncak, eski bir cerceve gibi,
Hani unutsam esyanin gürültüsünü, nesnelerin dunyasinda
Kendime bir yer bulsam, dedigimiz zamanlar gibi
kendimizin icinden yeni bir kendimiz cikarmaya zorlandigimiz anlar gibi
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasina,
basimiza gelmis bir felakete, iskenceye cekilmeye, ameliyata alinmaya
Kendimizi hazirlar gibi

Yani dayanmak ve katlanmak icin silkelerken butun benligimizi
Ama oyle sessiz baktigimiz duvarlar gibi olmaya calisirken,
Ve kazanmis gorunurken derinligimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanir bagislamasiz bellegimizde
Bir anin, yalnizca bir anin bütün bir hayati kapladigi anlar
O tiktaklar kadar onemsiz kalir simdi
Hayatimiza verdigimiz bütün anlamlar

Denemeseniz de, bilirsiniz
Hic yakin olmamisinizdir intihara bu kadar

Bana Zamandan soz ediyorlar
Gelip size Zamandan soz ederler
Yaralari nasil sardigindan, ya da her seye nasil iyi geldiginden.

Zamanla ilgili butun atasozleri gundeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadigini bildiginiz gibi.
Dahasi onalar da bilirler.
Ama yine de guc verir bazi sozler, sozcukler, oyle dusunurler.
Bittigine kendini inandirmak, ayriligin gercegine katlanmak,
Sirtinizdaki hanceri cikartmak,
Yureginizin unuttugunuz yerleriyle yeniden karsilasmak
Kolay degildir elbet.
Kolay degildir bunlarla bas etmek, ugruna icinizi oldurmek.
Zaman alir.
Zaman alir sizden bunlarin yukunu
O bosluk dolar elbet, yaralar kabuk baglar, sizilar diner,
Acilar dibe coker.
Hayatta sevinilecek seyler yeniden fark edilir.
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O bosluk doldu sanirsiniz
Oysa o boslugu dolduran eksilmenizdir

Gun gelir bir gun
Baska bir mevsim, baska bir takvim, baska bir iliskide
O eski agri ansizin geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gercekten
Bitmissinizdir.

Zamanla yerlesir yasadiklarin, yeniden konumlanir, cogalir anlamlari,
Onemi kavranir.
Bir zamanlar anlamadan yasadigin sey, cok sonra degerini kazanir.
Yoklugu derin ve surekli bir sizi halini alir.
Oysa yapacak hicbir sey kalmamistir artik
Mutluluk gecip gitmistir yaninizdan
Her seye iyi gelen zaman sizi kanatir

Olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
Gunlerin dokumunu yap
Benim senden, senin benden habersiz alip verdiklerini
Kim bilebilir ikimizden baska?
Sozcuklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmis
Bir iliskiyi, duygularin birligini, bir aski beraberlik haline getiren
Kendiligindenligi
Yani gunlerimiz aydinlikken kacirdigimiz her seyi
Bir dusun
Emek ve askla guzellestirilmis bir dunya
Simdi agir agir batiyor ve yokluga karisiyor orada
Olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadiysa
Demek yangindan kurtarilacak hicbir sey kalmamis aramizda

Bu siire basladigimda nerde,
Simdi nerdeyim?
Solgun yollardan gectim.
Bakisimli mevsimlerden
Ikindi yagmurlarini bekleyen
Yaz sonu huzunlerinden
Gunden gune puslu pencerelere benzeyen gozlerim
Gecti her cagin bitki ortusunden
Oysa simdi icimin yikanmis tasligindan
Bakarken dunyaya
Yanginlarla bayindir kentler gibiyim:
Cicek adlarini ezberlemekten geldim
Eski sarkilari, sarhoslarin ve suclularin
Unuttuklarini hatirlamaktan
Uzun uzak yollari tarif etmekten
Haydutluktan ve melankoliden
Giderken ya da donerken atlanan esiklerden
Duyarligin gece mekteplerinden geldim
Butunlemeli cocuklyarla gecti
Gencligimin ruzgara verdigim yillari
Dokunmalarin ve icdokmelerin vaktinden geldim.

Bu siire basladigimda nerde,
simdi nerdeyim?
Yaram vardi.
Bir de sozcukler
Sonra vaat edilmis topraklar gibi
Sayfalar ve gunler
Isik istiyordu yalnizligim
Kotulukler imparatorlugunda bir tek siir yazmayi biliyordum
ilerledikce...Kaybolup gittin bu siirin derinliklerinde
Ask ve Aci usul usul eriyen bir kandil gibi sondu
Daha siir bitmeden.
Karardi dizeler.
Ask...Bitti. Soldu siir.
Buyuk bir saskinlik kaldi o firtinali gunlerden

Daha once de baska siirlerde konaklamistim
Agir sinavlar vermistim degisen ruh iklimlerinde
Ask yalniz bir operadir, biliyordum: Operada bir gece
Uyudum, hic uyanmadim.
Barbarlarin seyrettigi tarapezlerden gectim
Her adimda boynumdan bir fular dusuyordu
El kadar gokyuzu mendil kadar ufuk
Birlikte cikalan yollarin yazgisidir:
Eksiliyorduk
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
Yani cogalarak
Tahvil ve senetlerini intiharlarla degistirenlerin
Birahaneler ve bankalar uzerine kurulu hayatlarinda
Agir ve aci tanikliklardan
gecerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra timarhanelerde timar edilen ruhum
Maskeler ve cicekler biriktiriyordu
Linc edilerek oldurulenlerin hayat hikayelerini de...
Korsan yazilari, kara siirleri, gizli kitaplari
Ve acik hayatlari seviyordu.
Buraya gelirken
Uzun uzak yollar icin her menzilde at degistirdim
Atlarla birlikte terledim yollari ve geceleri
Odunc almadim hic kimseden hicbir seyi
Ciplak ve sahici yasayip ciplak ve sahici olmek icin
Panayir yerleri...panayir yerleri...
Olu kelebekler...olu kelebekler...
Sonra dunyanin butun sinemalarinda butun filmleri seyrettim.
Adim onlarin adinin yanina yazilmasin diye
Aci cekecek yerlerimi yok etmeden
Aciyla bas etmeyi ogrendim.
Yoksa bu kadar konusabilir miydim?

Ipek yollarinda kuzey yildizi
Askin kuzey yildizi
Sanirsin durdugun yerde
Ya da yol ustundedir
Oysa cocukluktan kalma gokyuzunde hileli zar
Olu yanardaglar, olu yildizlar
Ve toy yasin bilmedigi hesap: isik hizi

Askin bir yolu vardir
Her yasta baska türlü gecilen
Askin bir yolu vardir
Her yasta biraz gecikilen
gokyuzunde yalniz bir yildiz arar gözler gözlerim
Askin kuzey yildizidir bu
Yazlari daha iyi gorulen
Ben, oteki, bir digeri ona dogru ilerler,ilerlerim
Zamanla anlarsin bu bir yanilsama
Olu sairlerin imgelerinden kalma
Sen de degilsin. O da degil
Kuzey yildizi daha uzakta
Yeniden yollara duserler,
Duserim
Bir siir yasatir her seyi yasamin anlami soldugunda
Ben yoluma devam ederim.
Bitmemis bir siirin ortasinda
Darmadaginik imgeler, sozcukler ve kafiyeler
Yasamsa yerli yerinde
Yerli yerinde her sey

Simdi her sey doludizgin ve cogul
Simdi her sey kesintisiz ve surekli bir devrim gibi
Simdi her sey yeniden
Yuregim, o eski ask kalesi
Yepyeni bir mazi yaratti sozcuklerin gucunden

Donup ardima bakiyorum
Yoksun sen
Ey Sanat!
Her seyi Hayata donusturen!

MURATHAN MUNGAN
Logged

__CoLd NoVeMbEr Raİn__
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #85 : 26 Eylül 2007 01:26:36 »

Birdenbire
Orhan Veli KANIK


Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.

Işığın Yansıması grubundan dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim... sımsıcak bir çalışmayla karşılaşacaksınız...
müzik: Murat Özyüksel vokal: Murat Durmaz

... betimsizliğe adamış tanrı ölümü, zamanı ve hatta aşkı ... şiirler suskuda ...

saygıyla...

« Son Düzenleme: 27 Eylül 2007 11:08:23 Gönderen: puratu » Logged

yasin b.ö
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 98


« Yanıtla #86 : 05 Ekim 2007 17:03:09 »

En güzel deniz: 
Henüz gidilmemiş olanıdır. 
En güzel çocuk: 
Henüz büyümedi. 
En güzel günlerimiz: 
Henüz yaşamadıklarımız. 
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: 
Henüz söylememiş olduğum sözdür... 

                                       
                                        Nazım Hikmet
Logged
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #87 : 07 Ekim 2007 02:55:18 »

ve fesleğen' e su verdim,
yavrularına anlatacak masaldan,
toprağına,
perde aralıkmış,
gün sıcacık akarken içime,
en sevdiğim şarkıyı söylediğim tonla,
'ayna' dedim.
'ayna, dünlerimi sakla'

uçup giden trenlere el salladığım doğru,
çünkü ben artık,
gemilere bineceğim.

gemiler;
vaktiyle yüreğimden geçirdiğim,
tanıdık
sarmaşıklara yol veren.

sokaklara nicedir,
şiir dağıtmamıştım,
en hüzünlü şarkıyı söylediğim tonla,
'ayna' dedim.
'ayna, dünlerimi sakla'

sefer saati,
avuçlarıma martıların uydurduğu,
oyuncakları savurdu,
en çocuksu yanımla,
'ayna' dedim,
'ayna, dünlerimi sakla'

bir sigara yaktım,
ardından bir yane daha,
bekleme salonunda bir kadın tazecik,
bebeğini emzirirken,
aynaya baktım,
eflatun bir gölge uzadıkça uzadı,
haritamı açtım,
bir şehrin,
son hecesini yanıma aldım.
'ayna' dedim,
'ayna, yarın günlerden ne?'

Yarın günlerden ne? - Marziye Temel

ah be dünya!
bir sır olarak kalsaydın ya!

saygıyla...



.........

Logged

yasin b.ö
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 98


« Yanıtla #88 : 10 Ekim 2007 16:44:21 »

ÖLÜME EĞİLMEK..

Uyumaya değil
Rüyalarıma gidiyorum
Orada yaşayacağım isteğimce
Uyanıkken hiç yaşayamadığım
Hepsi de gençti güzeldi
Sevdim sevildim diye aldanarak
Son gördüğüm onlar olacak
Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım
Ölüme değil
Sonsuzluğa gidiyorum
Orda dinleneceğim gönlümce
Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim
Kalemim yine elimde
Kağıtlarım da önümde
Son uykusunda düşecek başım
Sağlığımda hiç eğmediğim.

                                     Aziz NESİN

Logged
deli afitap
Global Moderator
B.Ö Üye ***
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 106


.........


« Yanıtla #89 : 26 Kasım 2007 23:36:01 »

  Bir Gece
gecede bir uyku,
uykunun içinde ben...
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen

uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delicesine...
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice......
el pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden tek hece.

seni yitiriyorum,
çok karanlık bir anda...
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda,
güzelce....


Özdemir Asaf



can ' a ...
Logged

Sk'udas Xalk'epesi Cumpoba
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.184 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu