Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: şiirler (duygu yumagı)  (Okunma Sayısı 8633 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yasin b.ö
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 98


« Yanıtla #45 : 06 Mayıs 2007 02:01:20 »

TÜRK KÖYLÜSÜ

O, topraktan öğrenip
kitapsız bilendir.
Hoca Nasreddin gibi ağlayan
Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
Ferhattır,
Keremdir
ve Keloğlandır...
Yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
Kahpe felek ona eder oyunu
Çarşambayı sel alır,
Bir yar sever,
el alır,
kanadı kırılır
çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
O ' Yunus-u biçaredir
Baştan ayağa yaredir',
Abu içer su yerine.
Fakat bir kere dert anlayan düşünmeye görsün önlerine
ve bir kere vakit erişip
' Gayrim yeter! ...'
demesinler.
Bunu dediler mi,
' İsrafil surunu ürür,
mahlukat yerinde durur ',
toprağın nabzı başlar
onun nabızlarında atmağa,
Ne kendi nemfini korur
ne düşmanı kayırır,
' Dağları yırtıp ayırır,
kayaları kesip yol eyler abıhayat akıtmağa... '


                                                                   NAZIM HİKMET
Logged
yasin b.ö
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 98


« Yanıtla #46 : 06 Mayıs 2007 02:04:15 »

HAPİSHANE ŞARKISI

Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül, aldırma;
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma...

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma...

Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma...

Dertlerin kalkınca şaha
Bir küfür yolla Allaha...
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma...

Kurşun ata ata biter;
Yollar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Aldırma gönül, aldırma...


                                 SABAHATTİN ALİ
Logged
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #47 : 08 Mayıs 2007 02:08:00 »

bu gemi ne zamandır burda

bu gemi ne zamandır burada
çoktan boşaltmış yükünü
gece de olmuş, rıhtım da bomboş
mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
arkada, güvertede
ah, neresinden baksam sessizlik gene.

yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
içerde üç beş kişi
yalnızlık üç beş kişi
bir kadeh rakı söylerim kendime
bir kadeh daha rakı söylerim kendime
- söyle be! ne zamandır burda bu gemi
- denizin değil hüznün üstünde.

belki yarın gidecek
bir anı gelecek bir başka anının yerine.

insan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

edip cansever


saygıyla...
Logged

puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #48 : 13 Mayıs 2007 23:45:10 »

hiç özlem şiirin yok senin

nedir ki özlemek
kalbimin bir şeftali mevsiminde açılmasından
başka
bir şeftali mevsimi işte
çocukluğumun resimlerini seyreden
ve ilkyazlar geçse bile
bir can eriğinin şişirdiği
sağ yanağım
hep o manzarada

nedir ki özlemek
babamı annemin sokağından geçerken yakaladığım
yaz akşamlarının o duru
sıkıntısından başka
kuşkusuz yurt edinmezdim
özleme komşu
bu can sıkıntısını
fesleğen kokularının uysallaştırdığı
taşralı kalbim olmasa

nedir ki özlemek
hayallerimin
yüzeyinde uyuklayan söğüt yapraklarından
başka
dargın desem değil kırgın desem değil
üzgün söğüt yaprakları
yorgun ikindileri dinlendirir
ve ömür gözlü genç kızların
beni hep ikmale bıraktığı
o acemi günlerim
hala

nedir ki özlemek
egeli çocukların
kar sevinçlerinden başka
her gece büyümek için koyulduğum
o ankara-sarıgöl yolculukları öğrenci ömrümün
belki ben büyümedim
belki bilmezden geldim öğrendiğim ne varsa
özlemek
ısıtıyor içimi işte
asla çekip gidemediğim o karlı yazılarda

özlemek nedir ki
dinçer abim
senden
başka

sen yoksun

diye
bu şiirde
beni bağışla

dinçer sezgin


'' birgün daha eksilirken tozlu ömrümden hiç bir şey yerini tutmuyor annem''

saygıyla...
Logged

puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #49 : 15 Mayıs 2007 02:12:09 »

Sona Kalsa

Usul usul konuşuyorlar aralarında
Denize bakıyorlar bazen - çatalını gezdiriyor biri tabağında -
Gölgesi bir kuş ölüsü
Karşıda yeni budanmış ağacın
- Olsa, başlangıçlar sona kalsa -
Kolyesiyle oynuyor kadın - tabağımda soyulmuş elma -

Saatime bakıyorum sık sık
Kapıyı gözlüyorum arada
Biraz soğum mu geliyor ne - kapatır mısın -
Sinirli bir kırmızılık suya batıyor
Düşünüyorum, ansızın bir dost yüzü
Görmemiştim de yıllarca.

Gelse
Değişmiş çok, yaşlanmış da
Sigaramı yakıyor durmadan
İstemem diyemiyorum - ama yakmasa -
Konuşuyoruz -konuşuyor muyuz -
Yazmayı bırakmış çoktan
Gerçi bir roman taslağı varmış kafasında
"Bir elimde elma elmada bir el"
Diyorum
Hayretle bakıyor yüzüme
Bir bardak bira içiyor, çekip gidiyor az sonra.

Kadranı kırmızı saat
Plasterle tutturulmuş kırık cam
Şurda burda plastik çiçekler
Evet, aralık kapıdan soğuk geliyor
Tam kalbimin üzerine bu akşam.

Ölüm
Sen en güzelsin bu saatlerde
Büyütmüş yetiştirmişsin beni
Söyler miyim hiç sana hayran olmasam.
Bugün de ince, bugün de kırıldı kırılacak
Bugün de
Tam nerede kalmışsam.

Edip Cansever

Edip Cansever 'sona kalsa' yı bitiriyor bambaşka bir zamanda ve susuyor herşey...

saygıyla
Logged

puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #50 : 15 Mayıs 2007 23:10:44 »

ben artık ben eşittir yalnızlık

sıralandım önüme bir bir,
birbirimden daha değerliydim
gözüme girmeye çalıştım yine de
gece gündüz...
gecemi gündüzüme kattım
katıldım gecemin gündüzüne
sıra sıra sıralandım önüme
önüme kattım kendimi
kendi önümü kesip haraç kestim cebimden köşe başarında
cebimden para çaldım geceleri

boş koridorlarım oldu,
boş şafaklarım...
şakaklarımda rus ruleti oynadım geceleri
bir sağ şakağıma sıktım
bir sol şakağıma
tabancamdaki boş kovan hep benim şakağıma denk geldi!
bir bir öldürsem kendimi sırayla
kurşuna dizsem...
ne geçerdi elime!
salya sümük ağlasam
beni teselli etmeye gelir miydim yanıma
kalkıp ormanın kayıplığındaki evimden
dalga sesleri eşliğinde beni beklerken
kumsaldaki kumlara...

sahi!

kum saati sonsuz muydu gerçekten
yoksa her seferinde çevirdiğimi unutuşum
bana inat mıydı!
zamana inat mı diziliyordum saniyelere
boncuk boncuk -terlerken-
bileklerimin ömrü kaç dakikaydı
kızıl kızıl -izlerken-
saatlerce sorgulayışım kendimi
günlere yayılan cezalandırılışlarım...
saçlarımdan tutup bir o duvara vurdum kendimi
bir bu duvara...
zihnimi kanattım sorgularımla
pişmanlıklarımı kanattım
kanayan geçmiş zaman tortularımın şahitliğinde
tecavüz etti pişmanlıklarım bir bir

içime boşalttım kendimi
içime doldurdum kendimi

morarmış çekingenliğimden miras bir sabaha karardım
sabahla paylaştım sırrımı -mahmurdum biraz-
aynı sabah ikinci kez uyandığımda
''iki kişinin bildiği, sır olamaz'' diye fısıldadı biri aynadan
biraz karanlıktı, biraz gölgeydi,
yoktu biraz...

sabahları öldürdüm
kanlı bir törenle her sabah!
tek davetli bendim
tüm pastaları ben yedim
tüm dansları ben ettim
kendimi dansa kaldırdım, biraz naz yaptım
nazımı hiç çekmezdim
gittim bir köşede sessiz sakin oturan
dışlanmış bir parça beni kaldırdım dansa
içledim kendimi -sıcaktım biraz-
bir köşede dansımı izlerken çatladım hıncımdan!

sonra bir sabah bir rüyadan uyandım
sabah küfrettim
rüyaları hiç sevmemiş olmalıyım!
yatağımda sabaha açtığımda gözlerimin mahmurluğunu
ovuştururken gözlerimi görmekten bıkmış olmalıyım
sabahları hiç sevmemiş olmalıyım!

kendimi sevememişimdir belki de!
bu soğuk et parçalarını lime lime doğrayışlarım
kazdığım mezarıma kürek kürek dolduruşlarım...
ve güneş ışığında parlayan yıldızların donattığı karanlık gecelere
soğuk dudaklı bir vampirin gözlerinden kızıl bakışlarım...

kendi kanımla beslenmeyi bıraktığımdan beri
bıraktım rus ruleti oynamayı
bileklerimden saniyelerin damla damla akışını izlemekten
zavk almıyorum artık!

aynadaki yansımamın beni izleyebilmesi için bazen günlerce hareketsiz kalıyorum
bazen gri bir gerinmeyle düşüyorum geceden!

bazen hiç uyuyamıyorum,
bazen hiç uyanamıyorum,
bazen hiç yaşayamıyorum,
bazen hiç ölemiyorum

zaman geliyor -misafirliğe kahvaltıma-
kahvaltıda bir kase şimdiki zaman yiyorum
zaman geliyor -hep kahvaltıma-
kahvaltıda bir kase şimdiki zaman yiyorum
zaman geliyor -hep kahvaltılarıma-
bir bardak geçmiş zaman içiyorum
sırra sırra kadem basıyorum
gelecek zamanda kendimi arıyorum bazen
bulamıyorum...
geçmişi silik, geleceği belirsiz bir bakışı izliyorum aynadan
şimdiki zamanı acıka acıka yaşıyorum!

susuyorum zamana zaman zaman
susamakla susmak arasında bir yerlerde öylece dingin...
öylece...
başbaşa yaşıyorum benimle
saçsaça bazen!
yine de sadığım krndime -galiba-
hiçbir zaman bırakmıyorum -bırakamıyorum ya da-
bazen sıkılıyorum kendimden
olsun!
yine de kendimi çok...
çok...
ama çok...
öldüresiye...
...

celalettin baylan


''güneş yalnız hüzne doğuyor, gün geceye karışmış...''

saygıyla...




Logged

papatya
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


« Yanıtla #51 : 15 Mayıs 2007 23:18:06 »


Sözcüklerim varmıyor uzaklarına
Birer birer düşüyor bütün öpmelerim
Ağır yenilgiler alarak

Adresinde yokluğunu kıyamet bilerek
Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip

Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip

Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip
Sense uzak, çok uzakta
Bir deniz gibisin resimlerde

Dokunsan Dersim olur, göçerim mecburen
Duydum çok sonradan, adın önemli değil
Acın aynı tadı veriyor

Adresinde yokluğunu kıyamet bilerek
Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip

işte buna bıçak çekiyorum
şimdi adı yok, hiç bir sevgilinin
Zaman zaman değil şimdi
Yalnız benmiyim bu ahir zamanda
Derviş mekanına aşk ile cağıran
Bu ahir zamanda

ahmet aslan



ÖMRÜN KÖHNE BİR GÜVERCİN DAMI
HOYRAT BİR SESE BAKAR ÖLÜMÜN"


Logged

masal bu ya..
onlar anlamaz bundan
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #52 : 20 Mayıs 2007 03:38:05 »

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına   
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

ataol behramoğlu

saygıyla...

Logged

prusias
B.Ö Üye **
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82



« Yanıtla #53 : 24 Mayıs 2007 14:38:48 »

Biraz Egil

Bu yaz Latince kursuna gitme,
beni incele.
Seneye ucarsin planorle.
Bu yaz boslugu benim cinnetimde dene...
Sana cagdisi bir romantizm getirdim,
ilkel bir soyutlama...
Isletme tezini sonra verirsin, bu yikimi
kacirma...
Hirslarini yatistir bir sure icin...
Biraz egil, nefesimi dinle,
hic olmazsa, uzuluyormus gibi yap...
Yeniden donersin eski hayatina,
biraz saygi duy, biraz zaman kaybet...
Bak beni nasil zehirleyecek,
icinde tasidigini bile farketmedigin o ask...
Kucumseme, deneyimdir ; soranlara
anlatirsin
Senin icin bu yenilgi, bu dagilip
parcalanma...

Bu yaz Latince kursuna gitme, beni incele...
 
Cezmi Ersöz
 
Logged

daha ne kadar chinaski                  
daha kaç aşk vurulacak gökyüzünden
daha kaç kadın?
daha kaç gün ve yıl.
aci yürüyor bu adamın gölgelerinde
kollarımda hissediyorum.
yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden
şimdi yıkıldı duvarlarım
ellerine g
avanist
B.Ö Üye *
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 27


« Yanıtla #54 : 25 Mayıs 2007 23:53:37 »

Her bakışımda; güneşin kıyısından geçip, keskin ve kavurgan çölün deminde o şeye hazırlanıyorum.Tuza, kuma, ateşe ve katrana bulanan şu derimin bana hayreti.Aklımda dörtnala aygırlar, savrulan yeleler, savuran esintiler, biten şu depremler, yıktıklarım.Öyle güneyden gelip hiç durmadan şuradan geçeceğini bile bile ama göremediğim sonra bittiğini hissederek hem görerek anladığım şey nerede? Rüzgarım.                                                                                                         sana
Logged
papatya
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


« Yanıtla #55 : 27 Mayıs 2007 11:58:29 »

Sihirbaz diilim AMA göz açip kapayincaya
Kadar kaybolacak dertlerim var
Komedyen de diilim AMA gülebilecek bir sürü nedenim
Ve güldürebileceim bir sürü arkadasim var
Sarhos diilm(!) AMA 5 milyon kafam var
Sesim güzel diil AMA söyleyecek sarkilarim var
Baba diilim AMA kocaman 1 yüreim var
Cahil diilim AMA sevmeyi bilmeyislerim var
Uzaklik diilim AMA dalip gidislerim var
Kumbara diilim AMA birikintilerim var
Bozuk para diilim AMA harcanmis zamanlarim var
Kalpsiz diilim AMA RENKSiZ DUYGULARIM var
Sagir diilim AMA bazen duymayan kulaklarim var
Dilsiz diilim AMA bazen suskunluklarim var
kamçi diilim AMA vurgunlarim var
Renkli diilim AMA pembe bende coooooook var
Kitap diilim AMA cümlelerim var
günahkar diilim AMA cok hatam var
Net diilim; aslinda miyop ölçüde bulanikliklarim var
Tanri diilim AMA TAPANLAR var!!!
Yanlis diilim AMA sapkinliklarim var
Bos konusmam AMA güçlü cümlelerim var
Sarki diilim AMA ezgilerim var
Pisman diilim AMA
''HATIRLAMAYI UNUTTUKLARIM' ' var
Megaloman diilim AMA büyüleyici 1 ben var
Egoist hiç diilim AMA
''SADECE BEN oLMAK''kanimda var..
Aslindaaaaaaaaaaaaa aa
''NARSiSiZM' ' benim içimde var!!...


NERDEN AKLIMA GELDİ BİLMİYORUM.TAMAMLANMAMIŞ BİR ÖDEVİ YAPMANIN BÜYÜSÜNÜ YAŞIYORUM SANIRIM
 
 
Logged

masal bu ya..
onlar anlamaz bundan
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #56 : 28 Mayıs 2007 02:57:23 »

kum saati

''artık tersine akmıyor hiçbir saatte -zaman-''

I. bir okyanustu dünya,
gözlerimi açtığımda.
(seyir defterinde bir kaptanın,
gemileriymis hayatımın,
örselenmiş tuzlu dalgalarla.)
- bakmaya korktum!

II. ölümü aralanmış hayatımın
avuçlarında kum.
(büyüdükçe
üvey ellerim.)
- sıkmaya korktum!

III. bir kaostu dünya,
gözlerimi kapadığımda.
(betimsizliğe adamış tanrı
ölümü, zamanı ve hatta aşkı,...
şiirler suskuda.)
- açmaya korktum!

uğur kalkan

ilk okuduğumda ne çok sevmiştim bu şiiri, bi yerlerde karşıma çıktı az önce ekleyeyim dedim...

saygıyla...
Logged

puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #57 : 29 Mayıs 2007 04:42:40 »

yola çıkmak! yitirmek ülkeleri

yola çıkmak! yitirmek ülkeleri!
bir başkası olmak süresiz,
yalnız görmek için yaşamaktır
köksüz bir ruhu olmak!

kimseye ait olmamak, kendime bile!
durmadan gitmek, sonu olmayan
bir yokluğun peşinde
ve ona ulaşma isteği içinde!

böyle yola çıkmaktır yolculuk.
ama ben açık bir yol düşünden öte,
bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
gerisi sadece gök ve toprak.

fernando pessoa

(1933)
çeviri: cevat çapan

Logged

puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #58 : 31 Mayıs 2007 03:22:29 »

her ömür kendi gençliğinden vurulur

isa'dan sonra xx. yy.

I. yaşarken de söyledim kimse bilmeyebilir bunu,
fatiha suresi kadar eski,
günlerin çarmıhında isa kadar yaslıyım
ve tanrılar kadar çok yaşadım
kimse bilmeyebilir...

daha kırlangıçları yalancı bir dünyada yaşıyorum;
dağları yıkılan, dalları kırılan bir dünyada.
kayıp suretler için fotoğraflara koşuyorum
kimse bilmeyebilir...

günlerin çarmıhında
küle savruldum, ayrılıkları saydım,
bir hançer sapladım nevrozlu bir sevgiye;
kan bile damlamadı, yürüyüp gittim.
yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim...

II. fal bakan çingeneler esmerdi, yalancıydı,
dönmeyecektin!
belki kuruyacaktım,
belki çarpa çarpa akacaktım o denizlere;
intihara aktığım gibi o denizlere;
bilmeyecektin!

çıkıp sina dağına o denizlerle
ibranice konuşacak, iblis'i kovacaktım;
iblis'i
kovmak
belki,
yarısını dünyanın
kovmak demekti...

III. bir gülün bir odayı,
bir leşin bir semti kokuttuğu kentlerde,
bir ömür;
çarpar,
akar
da nasıl eskitir yatağını
kimse bilmeyebilir...

tanıktım,
yargıç
ve sanık;
yürüyüp gittim...
yüzüme yalan bir mutluluk iliştirdim:
günlerin çarmıhında isa gibiydim...

IV. günlerin çarmıhında
seni ağrıyan yanlarımla sevdim,
tutuklu kollarımla;
yokluğunda burada yıllar verdim.
yokluğuna
burada!

herkes bilecek bunu; tabancaya gerek yoktur...
tabancaya gerek yoktur!
sen haklı bir cinayetsin günlerin duvağında:
her ömür kendi gençliğinden vurulur

(1992)

Yılmaz ODABAŞI

biliyorum hayat yeniler kendini...

saygıyla...

Logged

h2o
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104

.......


« Yanıtla #59 : 31 Mayıs 2007 19:36:58 »

sana...
sen;belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın;kırılgan harflerden kurulöuş bir köprüden sana doğru yürüken düşmekten böylesine korkmamın,sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve birçoğunun belki bir ismi bile olmayan birçok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İleride bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da ,şu anda bana;kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli su gibi berrak gözüken duygularımın keskin ve yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatmayacağım..
Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki..
yorulduğumda,bıktığımda,yenilginin tam kıyısında durduğumu hissettiğimde beni sadece bana dokunarak iyileştirebileceğini biliyorum

yalnızım,
Kendimi yalnız hissediyorum ki bu yalnızlıktan da kötü.
benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak kimsem yok.
ve sen de yoksun
Belki de hiç olmayacaksın.
Sözcüklerden oluşturmaya uğraştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım
Ve biliyor musun sen bütün bunları okurken,ben yazdıklarımı;şakacı gülüşlerimle reddeceğim.
Beni bir gün görürsen,gördüğünün bu satırları sana yazan kişi olduğuna inanmayacaksın.
Duyduğum aşkı,özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklayacağım.
Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığında onlar orada olmayacak.
Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin,sıradan bir 'nasılsın' sözcüğü saklayacak o yalvarışı
ama bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim.Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yalnızlığımı gören ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.

O kadar sade ki duygularım..
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.Sana ulaşamazsam,sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunmazsan,işte o zaman;korkarım sensiz ve sonsuz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim...


beni tut;beni herşeye rağmen tut...
Logged

sevda bir ateş bulmuştu sende...iyi ki doğdun...
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.829 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu