Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse
buraya tıklayın
.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Ana Sayfa
Yardım
Radyo
Giriş Yap
Kayıt
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
>
Genel Amaçlı Forumlar
>
Güncel Olaylar...
>
İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş (Okunma Sayısı 141 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
bltszlk
B.Ö Üye **
Offline
Mesaj Sayısı: 77
başka bi dünya böylesi degil benim istediğim
İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş
«
:
04 Ekim 2008 00:20:09 »
Marmaray projesi için yapılan kazılarda tarihi değiştirecek bir keşfe imza atıldı. Yenikapı’daki çalışmalarda 8.500 yıl öncesine ait 4 iskelet ile ahşap ve seramik eşyalar bulundu. Kazı Başkanı Dr. İsmail Karamut çok heyecanlı... “Bu keşif, İstanbul’un ilk yaşam biriminin 2.700 yıl önce değil, cilalı taş devrinde kurulduğunu gösterir” diyor
Yenikapı’da 4 yıldır devam eden Marmaray ve Metro istasyonları kazılarında İstanbul’un tarihini sil baştan yazdıracak yepyeni bulgulara rastlandı. Tarih ve arkeoloji çevrelerinde büyük heyecan yaratan bulgulara göre İstanbul’un tarihi bilinenin aksine 2.700 değil 8.500 yıl öncesine dayanıyor. Marmaray kapsamında Yenikapı’da yapılan arkeolojik kazılarda bugüne kadar Theodosius Limanı gün yüzüne çıkarılmış 33 gemi, İstanbul’un Bizans Dönemi’nde yapılan en eski suru, Bizans Kilisesi ve binlerce buluntu ortaya çıkarılmıştı. Ancak son yapılan kazılarda hiç hesapta olmayan ve beklenmeyen tarihi bulgulara rastlandı. Theodosius Limanı’nın altındaki katmanda M.Ö. 6.500’lü yıllara ait olduğu tahmin edilen 4 insan iskeleti ile ahşap savunma silahları, ahşap eşyalar ve kano kürekleri bulundu.
İstanbul’un ilk çiftçileri
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü ve Marmaray Kazı Başkanı Dr. İsmail Karamut Yenikapı’daki kazı çalışmalarında 4 yıl içinde 58 bin metrekarelik alanın kazıldığını söyledi: “4 yıl içinde çok önemli tarihi bulgulara, eserlere ulaştık. 33 gemi çıkartıldı. Ancak 2 ay önce hiç birimizin tahmin etmediği bulgularla karşılaştık. Deniz seviyesinin 6 metre aşağısında, Theodosius Limanı katmanı altında 4 insan iskeleti bulundu. Bu iskeletler M.Ö. 6000-6500 yıllarına ait. Bu müthiş bir keşif. Çünkü İstanbul’un tarihinin sil baştan yazılmasını gerektirecek bir durumla karşı karşıyayız! İstanbul’un çevrelerinde neolotik döneme ait bulgulara rastlanılmıştı ancak tarihi yarımada da ilk kez böyle bulguları çıkardık. Kazılarda ahşap eşyalar, savunma silahları da bulduk. Kazı yaptığımız bölge, Likhos deresinin Marmara Denizi’yle buluştuğu nokta. Belli ki bundan 8-8.500 yıl önce o bölgede bir köy vardı ve o köylüler hayvancılık ve tarımla uğraşıyordu.”
Çatalhöyük’le aynı
Marmaray kazılarıyla birlikte bulunan heyecan verici köy, İstanbul’un ilk yaşam merkezi miydi? Dr. Karamut, “Evet, olabilir” diyor. Peki Marmaray kazılarındaki son buluntuların Neolotik çağa, yani cilalı taş devrine ait olduğundan nasıl emin oldular? İşte Dr. Karamut’un kanıtları: “İnsanların avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçtiği dönemde yani Neolitik Çağ’da kullandığı malzemeleri biliyoruz. Yenikapı’da bulunan malzemeler, özellikle de seramik parçaları, buluntuların Neolitik Çağ’a ait olduğunu gösteriyor. Zaten, Anadolu’daki bu çağa ait olan buluntularla da Marmaray kazılarından çıkan bulguları kıyasladık. Kazı ekibimizde bulunan Neolitik Çağ uzmanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Yenikapı’da bulunan seramik parçalarıyla, Çatalhöyük’teki neolitik çağda bulunan seramik parçaları arasında büyük benzerlikler olduğunu tespit etti.”
NEOLİTİK ÇAĞ NEDİR?
Neolitik Çağ (M.Ö 8.000-5.500) ya da diğer adıyla Cilalı Taş Devri’nde önceki devirlere göre daha sert ve daha düzgün taş aletler yapıldı. Topraktan veya kilden yapılan kaplar ateşte pişirildi, bunun sonucunda seramik sanatı başladı. Bu devirdeki insanlar bilgi ve teknikte önceki dönemlere göre oldukça ileri bir düzeye çıktı. İnsanların avcılık ve göçebeliği bırakıp yerleşik düzene geçmesi de bu dönemde başladı. Birbirine yakın aileler topluca bir yerde oturarak köyleri meydana getirdi. Böylece tarihteki ilk köyler kuruldu. Ayrıca insanlar tahıl üretimine de başlayıp, hayvanlar evcilleştirilip, insanlar tüketicilikten üretici duruma geçti. İlk defa ticaret de başladı. Neolitik Devrim, ilk olarak Orta Doğu, Önasya , Uzakdoğu gibi geniş ve düzenli akarsuların yaygın olduğu bölgelerde ortaya çıktı.
Bülent GÜNAL Haberi
Gazete Vatan
Logged
altın yağmur
globalleşme sıradan bir amerikalının dünyanın her yerinde kendini evinde hissetmesine yaradı...
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
Offline
Mesaj Sayısı: 505
Ynt: İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş
«
Yanıtla #1 :
18 Kasım 2008 18:37:10 »
Alma Yenikapı'nın Ahını Çıkar Aheste!
Marmaray kapsamında Yenikapı'da tarihöncesi döneme ait bataklık içinde "urne" tipi 8 bin yıllık tarihi mezarlar geçen hafta bulundu. Anadolu tarihinde bir ilk olan mezarların ortaya çıkarılmasıyla, İstanbul'un tarihi yarımadası üzerinde tarihöncesi insan topluluklarının yaşadığı kesinleşmiş oldu.
Eski çağlarda mezarlıklarda yapılan gömüler, çoğunlukla bedene zarar vermenden gömme (inhumasyon), kimi zaman da yakarak gömme (kremasyon) şeklinde oluyordu. Yakılarak gömülmüş ölülerin külleri ve yakma töreninden geriye kalanlar çoğu kez urne (pişmiş toprak kap) denilen kaba, bazen de tekne ve kapaktan oluşan sandık mezarlar içine konuyordu.Bilinen kremasyon gömü şekli Anadolu arkeolojisinde bugüne kadar Erken Tunç Çağı'nda görüldü. Bu tip gömü şekli, ilk kez İstanbul'un göbeğinde, Yenikapı'da devam eden Marmaray kazıları sırasında geçen hafta ortaya çıktı. Urnelerin içinde ölülerin özel eşyaları ile birlikte küllerin konulduğu saptandı. Ayrıca bir urne içinde bebek iskeletine ait olma olasılığı olan kemikler bulundu.
Uzmanlar, buranın mezarlık olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Daha önce bulunan eserler için yapılan, dere yatağı ile başka yerlerden taşındığı görüşünün son buluntular ile çürüdüğü kaydediliyor. Bulunan mezarların, İstanbul'u dünya tarihi açısından da farklı bir yere taşıyacağı belirtiliyor.
Yenikapı kazısının geldiği nokta ibretlik dersler vermeye devam ediyor. Daha önce duyurduğumuz haberlerde de belirtildiği üzere, Yenikapı kazısında ulaşılan kil tabakasında, tarihöncesi döneme ait buluntular gelmişti. Alanın inşaat yapılması gereken yerinde çalışmalar hızlandırılmak istendiğinden, bu bahane edilerek, inşaat yapılacak alandaki kil tabakalarının kepçe ile alınacağı belirtilmişti. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü İsmail Karamut, kepçe ile kil tabakasının taşınması konusunda televizyon ve gazetelere verdiği demeçlerinde, bu yöntemin bilimsel ve mantıklı olduğunu dile getirmiş ve daha iyi bir fikri olan varsa söylesin demişti. Geçen hafta kazıda çıkan urneler, Sayın Müze Müdürümüzün kepçe yönteminin acele ve üzerinde düşünülmemiş bir karar olduğunu gösterdi. Kepçe ile kil tabakasının alınmasını savunurken, gerekçe olarak, buluntuların daha iyi korunarak çıkarılması için olduğunu belirten Karamut'un; alana kepçe ile girilseydi aynı urnelere ne olacağının cevabını vermekte zorlanacağı aşikar. Fakat Sayın Karamut'un demeçlerine aşina olanların bu açıklamasına şaşırmayacaklarını düşünüyoruz. Zira kendisi, kepçe kullanımını savunmak amacıyla, buluntuların çıktığı yeri dere yatağa olarak tanımlamıştı, oysa yeni buluntuların da açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi; kazılan seviyede bir tabakanın olduğu anlaşılmakta. Yine Sayın Karamut, ortada mimarinin olmadığını ama izlerinin olduğunu belirtmiş, bahsi edilen alanda yerleşim ve "kültür tabakası" bulunmadığını dile getirmişti. Oysa bir arkeolojik tabaka kazılmadan, onunla ilgili bir yargının verilmesinin olanaksız olması bir yana, bu tür açıklamalar bilimsel olmaktan uzak olacaktır.
Sayın Karamut, kazının bilimsel ölçütlere göre yapıldığını her seferinde vurgularken, kendisinin de mümkün olsa bilimsel bir kazı yapmayı tercih ettiğini ama sonunda bunun bir kurtarma kazısı hatta bir kent arkeolojisi olduğunu belirterek, içinde bulundukları şartlardan yakınmaktadır (Sayın Karamut Yenikapı'daki kazısının bilimsel olup olmadığı konusunda çok tutarlı bir fikre sahip değil gibi görünüyor). Fakat ister kent arkeolojisi ister kurtarma kazısı yapılıyor olsun, bu demek değildir ki yapmakta olduğunuz kazı daha az bilimsel olmak zorunda. Yeter ki belli ölçütlere uyulsun. Kurtarma kazısı veya yeni moda tabirle kent arkeolojisi yapılıyor olması, proje daha çok geçikmesin diye bilimsel çalışmayı aceleye getirmeyi gerektirmiyor. En azından mevzuatta böyle bir ibare olmadığına göre, hiçbir etki altında olmadığını dile getiren Sayın Karamut, hangi gerekçe ile kendilerinde projenin çabuk bitirilmesi konusunda sorumluluk hissediyor, anlaşılır değil. Bildiğimiz kadarı ile bir arkeoloji müzesi müdürünün, bir ulaştırma projesinin ihtiyaçlarından ziyade, başka konularda sorumluluğu bulunmakta.
Sayın Karamut bir başka ifadesinde, Prof. Dr. Mehmet Özdoğan'ın kazı ekibinde olduğunu belirtmiş. Yeri geldiği için sormadan durmak olmaz, acaba Sayın Hocamız Özdoğan'a da 1.100 TL. maaş veriliyor mu (gelip gitme masrafları karşılanmıyor,sözleşmede olmamasına rağmen işçilere verilen öğle yemeğinden arkeologlar da gayriresmi yararlanıyor ve belirttiğimiz aylık son dönemde yapılan zamlı miktardır)?! Bunu sormamızın nedeni, kazıda çalışan arkeologların akademik seviyelerine bakılmaksızın aynı aylığın verildiğini bilmemiz. Yani yüksek lisans, doktara hatta profesör bile olsa eğer "serbest arkeolog" olarak çalışacaksa, projenin arkeologlara verdiği aylık miktar bu kadar. Dünya ve ülkemiz arkeolojisinde ilklerin yaşandığı bir kazıda, sıra arkeologların emeklerinin karşılığının verilmesine gelince maalesef yaşananlar pek ilk değil. Oysa aynı kazıda çalışan mimarlar, arkeologların iki katı maaş almakta.
Hazır konu açılmışken belirtmekte fayda var, tüp geçit ve metro çalışmalarının başlangıcında yani yaklaşık 4 sene önce, kazılarda çalışacak arkeologların alacakları aylıkların belirlenmesi, bir önceki müze müdürü Halil Özek döneminde kararlaştırılmıştı. Kendisi proje başladıktan kısa bir süre sonra yolsuzlukluk iddiaları ile ilgili olarak görevinden alınmış ve Tekirdağ Müzesi'ne uzman olarak atanmıştı. Ulaştırma projesinin yürütücüsü şirkete, çalışacak arkeologların alacağı aylıkların, müze çalışanlarından fazla olmamasını söyleyen de bildiğimiz kadarı ile Halil Özek (müze çalışanlarının da aldıkları maaş komik ama bu bahane olabilir mi). Öyle bir zihniyet düşünün ki, müze uzmanı yani devlet memuru ile projede geçici olarak çalışacak serbest arkeologları bir görüyor. Arkeoloji Müzesi'nin müdürü arkeologlara bunu yaparsa, başkası ne yapmaz diye insan düşünmeden edemiyor. Tüm bu olanlar bir yana, görevdeki müze müdürü Sayın Karamut çıkıp, kepçe ile ilgili tartışmalara atfen; "kazının bitmesinden rahatsız olanlar" var derken acaba kimleri kastediyor.
Kodaman hocalarımız, kazılardan çıkan buluntuların çok önemli olduğunu belirtmenin yanında, neden tüm kazı sürecinin önemli eksiklikleri konusunda eleştiride ve öneride bulunmuyorlar acaba? Neden panel vs. lerde konuşurken sanki olması gerekenin en iyisi yapılıyormuş gibi yapılanlar savunulmakta hatta yukarıda bahsettiğimiz bazı konular gibi hususları hiç dillendirme gereği görmemekteler? Yeni nesil arkeologları yetiştiren, onlara örnek olması gerekenler nerede? Hocalık sadece ders vermekle mi olur? Yoksa bilimsel ve mesleki anlamda ilkesel duruşa sahip olmak artık akçe değer değil mi, gösterilmemekte?
Yenikapı'ya kepçe girerse olmazmış, bilimsel değilmiş, aynı kazıda buluntuların x,y,z koordinatları alınmıyor; kepçe mi bilimselliği bozacak demezler mi? Kazılan açmalar içinde buluntuların dağılımı bilinmiyor, onu bıraktık, buluntular çıkınca dahiyane kepçe fikrinden şimdilik vazgeçilip; elle kazma yöntemine geri dönülen yerde, çıkan toprak elenmiyor. Tarihöncesi döneme ait tabaka kazıyorsunuz, toprağı elemiyorsunuz. Hani nerede kepçe veya "özel" kepçeler ile kazılırsa daha bilimsel olur diyenler? Buluntuların daha doğru dürüst seviye ölçülerinin alınmadığı bir kazı çalışmasında, kazılan alandaki kilin kepçeler ile taşınarak başka yere aktarılması, sonra da bilimsel tekniklerle bu kil tabakalarının incelenmesini önerenler, hangi "gerçekçi" koşulları hesaba katarak böyle bir hayal gücü örneği gösterebiliyor.
Neden kimse nerede bu projenin ÇED raporu, neden proje başlamadan önce tüm ilgili kişi ve kurumların öneri ve değerlendirmeleri alınmadı demiyor, hesap sorulmuyor. İlgili bilimciler tarafından hazırlanmış raporların proje tasarlanırken neden dikkate alınmadığını kimse sormuyor? Neden kültürel değerlere sahip çıktığını belirtenler, bu tür projeler daha başlamadan kazı ve araştırmaların yapılması gerektiğini bas bas bağırmıyor ve buna yönelik bir kamuoyu oluşmasına katkıda bulunmuyor?
Bütün bunlar olurken, genelde şahsi çalışmalarına bir zeval geldiği zaman kıyameti koparmayı tercih eden "koruma uzmanı" mimarlar nerede? İstediklerinde gazetelerin baş sayfalarına restorasyon ile ilgili manşet haber attıranlar, Yenikapı'daki çalışmalar arkeoloji ağırlıklı olduğu için mi etliye sütlüye karışmıyorlar? Nerede İstanbul surlarını biricik en iyi restore eden uzmanlar? Restorasyon veya diğer bir deyişle onarım korumacılık konusunda uzman olmak, işine gelen konularda duyarlı olmayı mı gerektiriyor? Ulaştırma Bakanı ve Kültür Bakanı'na yanlış yapıyorsunuz diyen, böyle bir proje böyle bir kültürel dokunun olduğu yerde böyle uygulanmaz diyen niye yok? Yirmi sene önce yapılan restorasyon çalışmalarını eleştirmek daha mı kolay geliyor?
Biz nerede diye sorduğumuz sorumlu kişilerin nerede olduklarını biliyoruz. Sayelerinde arkeoloji ve koruma kültürünün ülkemizde nerede olduğunu bildiğimiz gibi.
Amacımız, kimseyi özellikle şahısları hedef almak değil ama arkeoloji ve korumacılık ile ilgili topluluların, iş işten geçtikten sonra tepki göstermesini eleştirmek ve bu tutumun değişmesini sağlamaya çalışmaktır. Amacımız hatalı veya eksik süreçler yaşandığı zaman, "beraberce", "ortak bir ses" olarak olanların kamuoyuna aktarılmasının gerçekleşmesidir. Amacımız, arkeolog ve koruma uzmanlarının, hatalı işler yapılırken; bu eksikleri organize bir şekilde dile getirmesi ve toplumsal bir bilinç yaratmak adına, yaşanan talihsizliklerin bir mihenk taşı olarak kullanılmasıdır. Yoksa kişi ve kurumları eleştirmenin ötesinde, ülkemizde bir bilinç eksikliğinin ve sistem zafiyetinin olduğunu bilmekteyiz. Arzumuz, bunların düzeltilmesini sağlayacak sorumlu insanların, taşın altına ellerini sokmalarıdır.
..........................................
Yüksek Zemin Arayışı ndan alıntıdır.
Saygıyla..
Logged
www.allianoi.org
commandante
B.Ö Üye *
Offline
Mesaj Sayısı: 37
Ynt: İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş
«
Yanıtla #2 :
19 Kasım 2008 09:00:11 »
Tv de izlemiştim romadaydı heralde yanlış hatırlamıyorsam şehrin göbeği arkeoloji müzesi gibiydi kazı çalışmasını bitirmişler hiç birşeye zarar vermeden müzeye dönüştürmüşler bizim o seviyeye gelmemiz için heralde bi 500 sene geçmesi gerek bu örümcek kafalılardan kurtulmak için
Logged
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Bulutsuzluk.Net
-----------------------------
=> Duyuru
=> Bize İletmek İstedikleriniz
-----------------------------
Bulutsuzluk Özlemi
-----------------------------
=> B.Ö Hakkında (Genel)
=> Albumleri Ve Şarkıları
=> Konserler - Etkinlik - Buluşma
=> Bulutsuzluk ile ilgili Yazılar
=> Bulutsuzluk Paylaşım
-----------------------------
Grup Elemanları
-----------------------------
=> Nejat Yavaşoğulları
=> Sina Koloğlu
=> Deniz Demiröz
=> Sunay Özgür
=> Berke Özgümüş
=> Eski Elemanlar
===> Burak Güven
===> Utku Ünal
===> Serdar Öztop
===> Akın Eldes
===> Demirhan Baylan
===> Diğer Elemanlar
-----------------------------
Müzik
-----------------------------
=> Yerli Rock
=> Dış Kaynaklı Rock
=> Türkülerimiz - Özgün Müzik
=> Amatör Müzisyenler
=> Müzik Genel
-----------------------------
Genel Amaçlı Forumlar
-----------------------------
=> Güncel Olaylar...
=> Genel
=> Duyarsız Kalma İsyan Et....
-----------------------------
KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-BİLİM-FELSEFE-ÇEVRE
-----------------------------
=> Kültür Sanat Edebiyat
=> Bilim, Felsefe
=> Sinema-Tiyatro
=> Mizah
=> Çevre
=> Etkinlikler
Powered by SMF 1.1.7
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
XHTML
|
CSS
|
Aero79
design by
Bloc
Bu Sayfa 1.021 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...