|
Doink
|
 |
« : 21 Eylül 2008 22:34:07 » |
|
Sobanın başında, dedem anlatırdı, Yedi denize yedi baş vurup, Birinci Harb-i Umumi'de. Takalarda silahlarla Kuvayı Milliye saflarında Ama hiç unutmamıştı, Büyükada'lı Katerina'yı
Çift kapılı bir handa Gidiyordu menzile doğru.
Sobanın başında, babam anlatırdı, Yedi denize yedi baş vurup, İkinci Harb-i Umumi'de. O sene torik boldu, Alamanlar istiyordu… Karneyleydi ekmek, seker Türk parası çok kıymetli…
Çift kapılı bir handa Gidiyordu menzile doğru.
Kafamda iki tüy vardı, Kızıltüy diye çağırırlardı. Karaayaklardan mıydım, Yoksa Apaçili savaşçı mı? O sene çok kar yağdı, Okullar tatil oldu. Sonra o kız beni terketti Gitar buldum kendime.
Çift kapılı bir handa Gidiyordum menzile dogru
Nejat: Bu şarkı bana çok görmüş geçirmiş nesilleri hatırlatır.. Dedenin anlattığı Kuvva-ı Milliye yıllarını, İstanbul Boğazı'nın donduğunu gösteren resimler vardır ya, torik balığının bol olduğu, ekmeğin ve şekerin karne ile verildiği fakir ve içtenlikli yıllar. sonra bizim yıllarımızı...Biraz da bir istanbul masalıdır sanki. Benim için senfoni tadındaki kurgusu ile Bulutsuzluk şarkıları içinde özel bir yeri vardır. Bunun en güzel, Senfoni albümündeki yorumuyla anlayabilirsiniz
|