Forum arrow KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-BİLİM-FELSEFE-ÇEVREarrow Çevrearrow Ne Yaptıklarını Sanıyorlar! Nükleer Enerji Yasasını Oldu Bittiye Getirdiler
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ne Yaptıklarını Sanıyorlar! Nükleer Enerji Yasasını Oldu Bittiye Getirdiler  (Okunma Sayısı 532 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 653

el insaf ya nejad


WWW
« : 09 Mayıs 2007 18:37:52 »

Cumhurbaşkanlığı seçimi, milletvkili seçimi derken hükümet sinsice planlarını yapmaya devam ediyor! Nükleer Santrallerin yapımına olanak sağlayan yasa bugün meclisten geçti. Evet geçirdiler.

 Ne tartışmaya açtılar ne de birilerine sordular. Herkes seçimlere bakarken. su altınan saman yürütüyorlar.

Sesimizi yükselteceğiz. Umarım Cumhurbaşkanı Sezer duyarlı kişiliğini gösterir ve Tartışılmadan, konuşulmadan oldu bittiye getirilen  bu yasayı veto eder.
Logged
tsira
Administrator
B.Ö Üye ****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



WWW
« Yanıtla #1 : 09 Mayıs 2007 20:45:02 »

Gerçekten bu akşam haberlerde izlediğimde ^^insanmıdır o kararı alanlar^^ diye söylendim...
Kararın gerekçesi açık ve net şu cümlelerden oluşuyor ^^Nükleer enerjiye ihtiyacımız var^^
Enerji ihtiyacının %5 gibi komik bir rakamını karşılayan bu insanlık dışı uygulama hangi gericiliğin ürünüdür?
Karadenizde insanlar 86 dan itibaren kanserden dolayı ölmeye devam ediyor....Hiçmi bunlardan ders alınmıyor hiçmi bu topraklarda yaşayan insanların değeri yok?
Hoş(!) bu bürokrat kesimin hangisi ders aldıki bunlarda alsın...
Çernobil kazasından sonra dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral ile Özemre'nin gazetelerde çıkan demeçlerinden bazıları
- Aral: Çayda tehlike yok ki imha edelim. (23 Aralık 1986, Cumhuriyet)
- Özemre: Yapılan 50 bini aşkın ölçüm sonuçları, Türkiye'de tüm gıdaların radyasyon bakımından tamamen güvenceli durumda olduğunu gösterdi. (5 Eylül 1986, Milliyet)
- Aral: Dinine, imanına inanan 'Radyasyon var' demez. (24 Haziran 1986, Günaydın)
- Aral: Çaydaki radyasyon tehlikesiz.
(13 Aralık 1986, Cumhuriyet)
- Özemre: Ne bulursanız yiyebilirsiniz.
(15 Haziran 1986, Milliyet)
- Özemre: Rakamlar panik yaratırdı.
(7 Mayıs 1986 Cumhuriyet)
- Özemre: Çayda tehlike yok ama dışsatımı yasaklıyoruz.
(10 Aralık 1986, Milliyet)
-Aral: Biraz radyasyon iyidir.�

-Özal: Radyoaktif çay daha lezzetlidir.�



Okudukça bu insanlık dışı açıklamaları kelimeler küfre dönüyor....
Umarım bu tasarı yasallaşmaz.....



dostlukla....
« Son Düzenleme: 09 Mayıs 2007 21:00:26 Gönderen: tsira » Logged

Alternatifdunyam.Com © | Başka Bir Dünya Mümkün...
h2o
B.Ö Üye ***
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104

.......


« Yanıtla #2 : 09 Mayıs 2007 20:55:17 »

aynı zihniyette insanlar da çernobilfaciası yaşanırken televizyonun karşısında rize(mi acaba) çayı içmişti ya hatta onu unutsak bile çok yakın zamanda patlak veren kuş gribi var.ben artık şaşırmıyorum bu tür şeylere.herşeyi beklerim de bu yasa geçemez.zaten sevgili kuklaları da seçilemedi artık istedikleri gibi koşturamayacaklar arap atlarını ülkemizde (yani umarım)
Logged

sevda bir ateş bulmuştu sende...iyi ki doğdun...
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 653

el insaf ya nejad


WWW
« Yanıtla #3 : 11 Mayıs 2007 16:36:12 »

12 Mayıs'ta Ankara'da nüklere karşı basın açıklaması varrr!

NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!
Nükleer santral yapımına izin veren yasa, hızla ve gizlice meclisten geçirildi. Meclis küresel şirketlerin dediğini yaptı, halka ihanet etti.
Sinop ve Akkuyu'da nükleer santral kurmak istiyorlar. Sadece iki yerde yaşayanların değil, hepimizin hayatıyla oynuyorlar.
Nükleer santraller güvenli değildir. Binlerce insanın yaşamına mal olan, kanser vakalarıyla can almaya devam eden Çernobil felaketi tek değildir. Nükleer santrallerde bir çok arıza meydana gelmiş ve radyasyon açığa çıkmıştır. Düzgün çalışan nükleer santrallerin bile radyasyon yaydığı bilinmektedir.
Nükleer enerji temiz değildir. Küresel ısınmayı engellemek bir yana doğalgazla çalıştırılan nüklleer santraller atmosfere sera gazlarını yollamakta, iklim değişikliğini tetiklemektedir. Bu yangına körükle gitmek demektir.
Nükleer santraller enerji krizine çözüm değildir. Çok küçük bir miktarda enerji sağlarken, yüksek maliyetleriyle sadece şirketlerin kasalarını doldurmaktadır.
Nükleer atıklar güvenle saklanamaz. Etkileri 10 bin yıl boyunca sürmektedir. Hangi beton kaplama bu kadar dayanır? Su kaynaklarına karışmaları ve bitiki örtüsünde kalıcılaşmaları kaçınılmazdır.
Nükleer enerji tüm insanlık için bir tehdittir. Sadece Sinop ve Akkuyu'da yaşayan insanları değil, tüm dünyamızı etkilemektedir. İşte Çernobil felaketi sonucu Karadeniz'de görülen ölüm vakaları. Nükleer santralllere geçit veren hükümet hepimizin hayatını hiçe saymaktadır.
Nükleer santrallere izin veremeyiz. Kâr için insan hayatıyla oynayanları durdurmak zorundayız.
Başka bir enerji mümkün! Hükümet fosil yakıt kullanımını azaltmak ve enerji krizine çözüm bulmak istiyorsa nükleere değil rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle gibi temiz ve yenilebilir enerji kaynaklarına yatırım yapsın. Temiz enerji seçenekleri daha ucuzdur, öldürmez, binlerce işsize istihdam kapısı açar.
Küresel Eylem Grubu nükleer santralere karşı herkesi mücadeleye çağırıyor. Felaketi durdurmak zorundayız. Bizi hiçe sayanlara gücümüzü gösterelim.
12 Mayıs (cumartesi) saat: 16.30'da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önündeki basın açıklamasına herkesi çağırıyoruz.
Ne petrol, ne kömür, ne de nükleer! Rüzgar, güneş bize yeter!
Küresel Eylem Grubu
www.kureseleylem.org
Logged
puratu
Global Moderator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 505



« Yanıtla #4 : 13 Mayıs 2007 16:43:45 »

İktidar, yaşanan politik hengâmede, yangından mal kaçırırcasına Türk insanı ve ülkesini büyük sıkıntılara sokacak çok önemli bir yasal düzenleme yaptı. Bu düzenlemenin yol açacağı sorunlar on-on iki yıl sonra hissedilmeye başlanacak. Bu süreçte de yasayı çıkaran ve çıkmasını savunanların çoğu şu andaki pozisyonlarında olmayacaklar. Ancak bu çok sakıncalı süreci başlatmış olmanın vebalini kendileriyle birlikte çocukları ve torunlarının da taşımasına neden oldukları için ne kadar üzülüp dövünseler, artık çok geç olacaktır. Bir ekolog olarak daha önceki yazılarımda, konferanslarımda ve doğal olarak derslerimde(1-3), bu sürecin neleri getirip neleri götüreceği üzerinde sıkça durmuş ve getireceğinden çok, götüreceğini kanıtlamaya çalışmıştım. Sorunun yaşamsal boyutu vardır. Yani var olmak veya tersi, Anadolu insanı için faydadan çok zararın söz konusu olacağı bir dönem yasanın çıkışı ile birlikte gündeme oturmuştur. Bu gündemin dondurulması ve yürürlüğün gerçekleşmemesi için tüm bireylere ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir.

Nükleer enerji santrallarının (NES) kurulmasına olanak tanıyan yasal düzenleme süreci tamamlandığı için, sonraki aşamada detaylar üzerinde durulacaktır. Bu denli yaşamsal önem taşıyan bir konunun, yasal düzenlemesinin, neden aceleye getirildiği ile ilgili büyük şüphelerimiz ve çekincelerimiz olduğunu söyleyebilirim. Önceki iktidar döneminde de konuyla ilgili çalışmalar yasal düzenleme aşamasına kadar getirilmişti, ancak vazgeçildi. Bunun nedenleri acaba ortadan kalktığı için mi, bu iktidar çabucak yasal düzenlemeyi gerçekleştird? Yoksa bunun altında başka çıkar nedenleri mi rol oynadı ve ağır bastığı için giderayak yasa çıkarıldı? Bu soruların yanıtlanmasını istemek herhalde hepimizin görevi olsa gerektir. Sakıncaları dünyadaki tüm ülkeler tarafından kabul gördüğü için, yeni NES'lerden kaçış yoğun bir şekilde sürerken Türkiye'de yeni NES açılmasını sağlamaya yönelik yasal düzenleme yapılmasının mantığını anlamak olanağı yoktur.

25 Mart 1957'de Avrupa Birliği'nin kuruluş anlaşması olan Roma Anlaşması ile aynı yıl Avrupa Atom Birliği (EURATOM) Anlaşması da imzalandığı için, buna da Roma Anlaşması dendi. Bu yıl EURATOM ellinci kuruluş yılını kutluyor. Bu elli yıllık süreçte neler oldu? Ne bekleniyordu, neler elde edildi? Bu kuruluş NES açılması ile ilgili kredi sağlamak ve mevcutları modernize etmek için kurulmuştu. Beş bin NES hedefleniyordu, oysa bu gün Avrupa'da çalışan 145 NES var. Ve 1990-2005 döneminde de hiçbir yeni NES açılmamıştır. Şu anda Atom lobisi yüzünü Türkiye'ye dönerek kurtuluşunu mu arıyor? Ellinci kuruluş yılı kutlanırken yeni kurban olarak Türkiye mi seçildi? Bugün Avrupa Birliği'nin 27 üyesinin on ikisinde NES'ler çalışmamaktadır. Geriye kalan on beş AB-ülkesinin beşi de NES'lerini kapatma kararı almıştır. Yani on yedi AB-ülkesi NES'lerini devre dışı bırakırken hangi ölçütleri dikkate almışlarsa, ülkemizi yönetenlerin de bu nedenleri algılamaları ve ona göre davranmaları beklenirken bunun tam tersi olmuş ve yasal düzenleme sorunu çözümlenmiş ve atom lobicilerinin ekmeğine yağ sürülmüştür.

NES'lerinden vazgeçen ülkelerin en önemli sorun olarak NES'lerdeki kronik emniyet sorunları, ekonomik olmayışı ve de en önemlisi atom çöpünün izalesinin mümkün olmayışıdır. Bizler tüm bu yaşamsal sorunları devre dışı mı bıraktık? Ve böylece yasal düzenleme yaparak NES'lerin açılabilmesini olanaklı kılıyoruz. Eğer böyle bir yöntemimiz varsa ve özellikle de nükleer atık sorunsalını çözümlediysek dünyanın en zengin ülkeleri arasına katılmışız da farkında mı değiliz? Eğer bu sorunsalı büyük bir başarı ile çözebilmiş isek bu yöntemimizi NES'lerini kapatan ülkelere satarak, zaten enerji sorunumuzu giderme şansını da elde edeceğimizden, yeni NES açmamıza gerek kalmayacaktı!.. Atom atıklarını giderme yöntemini bulduğumuz için. Atom lobileri, ilgili kurumlarımızı ödüllendirebilir ve önemli kazançlar sağlayabiliriz... Ancak bunun olmadığını biliyoruz. O halde Türkiye'de atom lobilerinin işsizliğine çözüm olacak yeni NES'ler açmak büyük sakıncaları da beraberinde getirecektir.

EURATOM birliğinden Avrupa ülkelerinin çoğu ayrılmakta olup bu süreç 2011 yılında tamamlanacaktır. Almanya bile üyelikten ayrılmayı planlamaktadır. Nedeni de Birliğin ulaşmak istediği hedefe varamamış olmasıdır. Tüm Avrupa ülkelerinin birlikten çıkmak ve ellinci kuruluş yılını, birlikten çıkılan yıl olarak kutlamak istediği bir süreçte, Türkiye'yi sorumsuzca bir vebal altına sokacak yasal düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden oyçokluğu ile geçirmek, dönüşü olmayan rizikolarla ülkemizi karşı karşıya getirmek demektir. Bunun sorumluluğu büyüktür. Bizler bilim insanları ve yurdumuzdaki çoğu sivil toplum örgütleri olarak bu sorumluluğun getireceği olumsuzlukları göz önüne seriyor ve böyle bir yatırımın gerçekleşmemesi için var gücümüzle çalışacağımızı belirtmek istiyoruz.
 
Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu

www.arkitera.com


saygıyla...
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.122 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

Giriş Formu

Hoşgeldiniz Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Aktivasyon maili gelmediyse buraya tıklayınız!!

Bulutsuzluk Senfoni

Bulutsuzluk Senfoni (2004) Ada Müzik 2004... Bulutsuzluk Özlemi - Bulutsuzluk Senfoni






  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • fresh color
  • warm color