Forum arrow Bulutsuzluk Özlemiarrow Bulutsuzluk ile ilgili Yazılararrow 21.05.1995 - Can Dündar
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Bulutsuzluk Özlemi Bilgi Paylaşım Forumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 21.05.1995 - Can Dündar  (Okunma Sayısı 459 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Doink
Administrator
B.Ö Üye *****
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 655

el insaf ya nejad


WWW
« : 23 Şubat 2007 14:35:00 »

    Bulutsuzluk özlemi                 
            
    

Nerde o eski bay­ramlar...Bizim zamanı­mızda bayram dediğin, bandonun çaldığı askeri marşlarla başlardı. Sonra devlet büyüklerimiz mik­rofonu hiç bize vermeden, saatlerce bize nasıl güven­diklerini anlatırlardı. Der­ken geçit töreni başlar, ön­ce hafif zırhlılar, sonra or­talar ve nihayet tanklar ge­çer, bu son geçit sırasında jetlerin kulakları sağır eden uçuşuyla tam bir "milli galeyan" oluşur, bu galeyanın coşkusuyla gençler "Her Türk asker doğar" diye bağırarak geçit yaparlardı,

Bizim gençliğimizin bayramları bambaşkaydı...

Zamanla gençlik bayramlarının da tadı kaçtı. Galiba, her Türk'ün asker doğması gibi bir zorunluluk olmadığı anlaşıldı. Doğumlarda meslek seçimi serbest bırakıldı, isteyen Türkler'in piyanist, genetik mühendisi, bilgisa­yar programcısı, dekoratör ya da bale­rin de olabilecekleri görüldü. Üstelik bu meslekleri seçenlerin "Her Türk balerin doğar" filan gibi genelleme­lerden kaçınmaları sayesinde gençler biraz rahat ettiler.

Gerçi şimdi yine jetlerin gümbürtü­sü altından, dev tankların geçtiği tö­renler yapılıyor, ama dini bayramlar­da olduğu gibi milli bayramlarda da artık 'alternatif kutlamalar' başladı.

 

* * *

 

Geçen Ekim'de yapılan 'Alternatif 29 Ekim'i kaçırmıştım. Ama bu yıl 'Alternatif 19 Mayıs'ı yakaladım.

Sibet Asna adında bir halkla ilişki­ler sihirbazı, bu yıl 19 Mayıs'a öyle bir elbise dikti ki, bizim 70 yıllık bayramı kimseler tanıyamadı.

19 Mayıs, o haki üniformasını çıkar­mış, mavi bir bluejean giyivermişti üstüne... Kutlamaların yapıldığı Ortaköy Medyanı, tam bir panayır yerini andırıyordu. Pırıl pırıl, cıvıl cıvıl, rengarenkti ortalık... Bir köşede amatör müzisyenler yeteneklerini konuşturu­yor, bir başka köşede fırçayı kapanlar resim yapıyorlardı.

Son dönemde kitap fuarlarında, si­nema festivallerinde, klasik müzik konserlerinde hep en ön sırada gör­meye alıştığımız gençler, yine akın akın gelmişlerdi. Ankara'dan gelip, "sizleeeer..." diye başlayan o bildik masalları okumaya kalkışan 'lacililer'e pek kulak asmadılar.

Hayatımda ilk kez orada gerçek bir gençlik bayramı yaşandı­ğının farkına vardım.

 

* * *

 

Çünkü 1950'lerden be­ri ilk kez bir kuşak, aske­ri müdahale görmeden yetişiyor bu ülkede... 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana gelen her nesil, gençliğinin bir noktasın­da, radyosunda askeri marşlar ve serhat türkü­leri dinleyerek uyandı uykusundan. Savaş yılla­rında doğanlar, 60'lara tankların sırtında zafer şarkıları söyleyerek başladılar. 50'liler, 71'de bu­dandılar, 60'lıların biçilme mevsimi 80'de geldi. Şimdi ilk kez 70'liler budanmamış bir gençlik yaşama şansı buluyorlar.

Tank paletleri altında ezilmiş 68'lilere, 78'lilere inat, 88'liler ilk kez bu­lutsuz bir gökyüzü görüyorlar.

Belki de bu yüzden, gençlik şölenle­rinde, kitap kuyruklarına girip, eski darbeleri anlatan kitaplar satın alıyor ve onları okuyarak, gece başlayacak "Bulutsuzluk özlemi" konserini bek­liyorlar.

"Nerde o eski bayramlar" diyesi ge­liyor insanın...

 

* * *

 

"Merak etmeyin, burda o eski bay­ramlar" yanıtı çok geçmeden geliyor.

19 Mayıs günü Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılığı iki arkadaşımız, Hıdır Göktaş ve Metin Gülbay için 20'şer ay hapis istemiyle dava açıyor. Faili Meşhur 8. madde... Konu: Yaz­dıkları bir kitap... Başlığı: Yeni Dünya Düzeni...

Aynı gün, bir başka gencin, Hasan Ocak'ın işkence görmüş bedeni İstan­bul'un bir kimsesizler mezarlığında bulunuyor. Faili meçhul... Gazios­manpaşa olaylarında gözaltına alınan Ocak'ın hayatı genç yaşta söndürülü­yor. Ve Ankara'da Hipodrom'da yine aynı şiir: "... sönmeden yurdumun üs­tünde tüten en son ocak..."

Birileri yine de sürdürüyor 'eski bayramlar'ı... Yine gençlikler söndü­rülüyor bir yerlerde...

Ama 'yeni bayramlar'ın sesi geliyor bir yandan...

"Her Türk özgür doğar" diye yürü­yor geçit resminin delikanlıları...

'Bulutsuzluk özlemi'nin kulakları sağır eden müziği altında yürüyorlar.

Bulutsuzluğu gerçekten özlediğimi hissediyorum. Artık bayramları sevi­yorum.

Gençliğimi geri istiyorum
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

XHTML | CSS | Aero79 design by Bloc Bu Sayfa 0.092 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

Giriş Formu

Hoşgeldiniz Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Aktivasyon maili gelmediyse buraya tıklayınız!!

Yasamaya Mecbursun

Yaşamaya Mecbursun (1996) Ada Müzik 1996... Bulutsuzluk Özlemi - Yaşamaya Mecbursun




  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • fresh color
  • warm color