Kazdağları' nın ( İda ) bulunduğu, Biga yarımadası ( Troas ), bereketli toprakları, sulak alanları, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, uygun iklim koşullarından dolayı binlerce yıl boyunca yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Zenginliklerinden dolayı saldırıya uğramış ve yağmalanmıştır. Tarih boyunca göç almış, almaya da devam etmektedir. Bu hareketlilik nedeniyle, bölgede kültürel, ekonomik ve sosyal canlılık sürekli var olmuştur. Görkemli devletler,kentler kurulmuş ve yok olmuştur.
Kazdağı; Şahindere Kanyonu, Ayazma, Sütüven Göletleri gibi doğal güzellikleri, taş evleri ile dikkat çeken köyleri, orman gözetleme kulelerinin yer aldığı manzara noktaları, şifalı suları, kaplıcaları, Sarıkız Şenlikleri ile dikkat çeken Sarıkız Tepesi gibi daha bir çok doğal ve kültürel zenginliklere sahiptir.
Kazdağı, Tanrıların Dağı olarak adlandırılır. Mitolojik birçok söylencede yer bulur kendine. İlk güzellik yarışmasına sahne olduğu, Afrodit'in ilk kez burada aşkı tattığı ve Zeus'un burada yaşadığı söylenir. Zenginliği sadece bu söylencelerle de sınırlı değildir.
Vardılar canavarlar anası çok pınarlı İda’ya,
Lektos burnundan fırladılar denizden.
Here dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,
İda’nın en yüksek tepesiydi bu.
Homeros-İlyada
şimdi gelelim özelliklerine;
Dünyada havadaki oksijen oranının en yüksek olduğu birkaç yerden biri olan Kazdağı yemyeşil doğaya, tarihi kalıntılarına, derelere, şelalere, eteklerindeki sahil beldelerine ve konaklama imkanı sunan köylere sahiptir.
Kazdağı, Karataş-Babadağı-Sarıkız tepeleri ile başlıyor ve Edremit Körfezi'nin kuzey sahil şeridi boyunca uzanıyor. Kazdağı köknarı 1988'de koruma altına alındı. 1993'te Kazdağı'nın Edremit Körfezi'ne bakan yüzündeki 25 kilometrelik bir bölümü Milli Park Alanı ilan edildi.
Dünyada sadece Kazdağı'nda bulunan Kazdağı köknarından başka kızılçam, karaçam, kestane, çınar ve kızılağaç türlerine de rastlanıyor burada. Zeytin ağaçlarının yanı sıra parkta şifalı bitkiler de bulunuyor. Milli Park ilan edilen bölgede doğa koruma altına alındı.
çok önemli kültür miraslarına sahiptir;
''sarıkız'' ı meşhur olmak üzere troya ve olmak üzere efsanalerine, antandros antik kentine, şahin kanyonu üzerinde bulunan şahin kalesine, kaz avlusuna sahiptir.
Kazdağları bölgesinin hızla yükselmeye başlaması neticesinde, yamaçlarda dereler oluşmaya başlamıştır.
Park sınırları içerisinde sayılamayacak kadar çok küçük dere, 30 yakın akarsu tespit edilmiştir. Bunların en önemlileri Zeytinli çayı, Kızılkeçili çayı, Güre çayı, Kuru dere, Manastır çayı, Ihlamur dere, İskele deresi ve Şahin deresidir.görüldüğü gibi küresel ısınmayla tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz, sürekli su kesintilerinin yapıldığı şu günlerde bünyesinde bu kadar zengin akarsu kaynakları bulunan bir hazine!.. bu kısmı aklınızda tutunuz.
Kazdağı milli parkında bilim adamlarınca bugüne kadar 101 familyaya ait 800 cıvarında bitki taksonu tespit edilmiştir. Bu türlerin 77 adedi yalnızca Türkiyede bulunmaktadır. Bunların 29 tanesi de Dünyada sadece kazdağı milli parkında bulunan endemiklerdir.Kazdağı Milli Parkı, bitki zenginliği bakımından Türkiye’nin ender alanlarından birisidir. Özellikle orman kuşağı üzerinde yer alan açık alanlar endemik ve nadir bitkiler açısından çok zengindir. Bu özellikleriyle, yalnız Türkiye’nin değil, tüm Avrupa kıtasının en önemli bitki alanlarından biridir. Bundan dolayı bölge, Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olarak belirlenmiştir.
(bilmeyenler için
endemik: ender ve en önemlisi çok ender bulunan türlerdir, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel olabilir.)
kaz dağlarında ormanlar zarar görürse ne mi olur?
- ekosistem bozulur
- kuraklık artar, su havzaları kurur,
- sel baskınları, fırtınalar ve toprak erozyonu artar,
- Çanakkale boğazının alüvyonla dolması hızlanır,
- çok sıcak yazlar, çok soğuk kışlar yaşanır,
- allerjiler, astımlar, salgın hastalıklar artar,
- tarım alanları azalır, yöre halkı fakirleşir,
- sağlık sorunları artar
- bir çok yaşam türü yok olur.Bu zenginliği başka türlü hiçbir şekilde –modern teknolojiyle dahi- sağlamak mümkün değildir. bu nedenle Kazdağları’nın kıymeti iyi bilinmelidir. Bu olumsuzlukları yaşamak istemiyorsak Kazdağlarını gözümüz gibi korumalıyız.
Homeros dağdan “hayvanların anası”, “canavarların anası” ve “çok pınarlı İda” olarak sıkça söz eder. Bazen de hayvanlarını otlatan çobanlar ile yırtıcı hayvanların mücadelesinden söz eder. Yabani hayvanlar arasında aslan, panter, çakal, geyik ve keçi gibi türlere rastlanır. Bunlar dışında antik çağda İda dağı atları ile büyük bir ün salmıştır. Cook 1960’lardaki ziyaretinde İda ve çevresinde keklik, tavşan, çakal, domuz, porsuk, bazı yaban kedileri, ayı, batıda Ayvacık taraflarında leopar- kaplan türlerinden söz eder.
günümüzde de çok çeşit hayvan türlerine barınma imkanı sağlamaktadır. kuş göçlerinin geçiş noktasındadır. içerisinde çeşitli kuş türlerini besleyip büyüten önemli bir habitattır. bu kuş popülasyonlarının getirdiği yararları saymak isterdim ama farklı bir araştırma konusunu kaplayacak kadar fazla.
kazdağlarında bitkiler üzerinde gen koruması yapılmaktadır. buda oldukça kapsamlı bir konudur. araştırmak isteyenler, konuya ilgisi olanlar botanikte gen koruma konusunu akademik kaynaklardan inceleyebilirler. yine kısaca değineyim; genetik çeşitliliğin yerinde korunmak genetik çeşitliliği ve evrimin sürekliliğini sağlar. Hedef türlerin genetik çeşitliliğini ve bulundukları ekosistemler veya yaşama ortamlarında biyolojik çeşitlilik (genetik ve tür çeşitliliği, habitat çeşitliliği) bir bütünlük içinde sürdürülmesi en temel amaçtır ve sürekliliğin sağlanması temel ilkedir.
kaz dağları'nın kuzey yamaçlarıyla milli park sınırları içerisinde değildir. Hassas ve son derece önemli bir endemik tür olan Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani )’nın genel yayılış alanının kuzey yamaçlarda olması çok önemlidir. bu bağlamda milli park alanının genişletme çabaları vardır. bunun çok kapsamlı sebepleri de mevcut dileyenler 18 mart üniversitesinden Tanay BİRİŞÇİ YILDIRIM ve Zuhal ÖLMEZ'in konu hakkındaki irdelemelirine ulaşabilirlerse okumaları şiddetle tavsiye ederim. halen asıl konuya giremediğim için atlamak zorundayım

incelenmesi gereken temelde bütün olan çok fazla konu var ve hepsi gerçekten çok önemli. sadece bir tür bile sayfalarca diyagrama, incelemeye sahip:
KAZ DAĞLARI; Dünyamızın en önemli ekolojik bölgelerindendir. Osmanlı donanması için kereste deposu olmuştur. Horasan erenlerinden Sarı Saltuk Baba’nın ikametgahıdır. Yöredeki Türkmenler için ibadet merkezidir. Yazar Sabahattin Ali’nin esin kaynağı olmuştur. Flora ve fauna bakımından, Biga yarımadası’nın en zengin alanıdır. Yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su kaynaklarıyla, Biga yarımadasının hayat kaynağıdır. Ege ve Marmara’nın gözüdür. Ormancılık için istihsal deposudur. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle bir bütündür, parçalanamaz. Yörenin yaşam kaynağıdır; korunmalıdır.ayrıca bizler; çevreciler, doğayı sevenler, arkeologlar, mimarlar, en önemlisi duyarlı insanlar olarak kalkıp ''KAZDAĞLARI’NDA BULUNAN TURİZM TESİSLERİNİN ÇEVREYE DUYARLILIKLARININ İRDELENMESİ'' konulu araştırmalar yapıp bunlara değer verirken ''KAZDAĞI GÖKNAR ORMANLARININ OPTİMUM KURULUŞLARI İÇİN GEÇİCİ BİR ÖNERİ'' gibi konular sunarken şu günlerde kaz dağlarının geldiği nokta gerçekten üzücüdür.
GELELİM KAZ DAĞLARI ÜZERİNE ŞU SIRALAR ÇÖKEN TEHDİTLERE;Ekolojik yeri ve önemi tartışılmaz olan Kazdağları'nın madencilik endüstrisi tarafından potansiyel maden ocakları olarak düşünülmesi sonucunda şu an ve gelecekte ciddi risk altında olacaktır. Günümüzde birçok madencilik firması Kazdağları'nın muhtelif yerlerinde maden arama ve işletme ruhsatı başvurusunda bulunmaktadırlar.
anlatmaya çalıştığım kaz dağları ciddi tehdit altında...
KAZDAĞLARI’ NDA, MADEN ARAMA VE İŞLETME RUHSATLARI ALINDI VE ALINMAYA DA DEVAM EDİYOR.
Şimdi gezegenimizde eşi benzeri olmayan bölgemizde 11 yerli ve yabancı şirkete 400.000 dekarında yani dağın %40 ında Maden işleri genel müdürlüğünce altın arama izni verildi.Son olarak, Global A.Ş. isimli bir firma, Kazdağları’nda, Küçükkuyu Beldesinin 10 km. kuzeyinde BAHÇEDERE KÖYÜ sınırları içinde maden sondaj calışmalarını yürütüyor. Tam 38 000 hektar alanda almış oldukları şimdilik arama ve daha sonra alacakları işletme ruhsatları ile bu cennet bölge,alt üst olacak.
Çünkü 1 gram altın elde etmek için tam 1 ton toprak yer altından çıkarılacak.
1 ton, 10 ton altın için talan edilecek toprak ve kesilecek ağaçları yani mahvolacak doğayı şimdiden tahmin etmek zor olmasa gerek….
bölgede kazı yapan maden firmasının sorumlusu mühendis, sadece kendi firmalarının üç bölgede 400 adet sondaj yaptığını söylüyor. Yani, bir tek altın arayıcısı firma 400 delik açmış Kazdağı’nın bağrında.
sondaj işlemini kapsamlı bilmeyenler için; konuyu nun önemini kavramak adına sondaj çalışmaları hakkında ufak araştırma yapmaya davet ediyorum sizi, özellikle milli parklarda yapılması dahilinde sonuçları hakkında... aşağıdaki fotograflar bakın ya da isterseniz her şeyi açıklar nitelikte...




''sondaj çalışmaları devam ederken, uygulama yapılan alanlarda kaynağı belirsiz ''yapışkan bir madde'' görülmeye başlandı ve bu da köylerdeki içme sularına etki etmiş durumda. içme suları bozulduğundan şu an bölge halkı ne yapacağını şaşırmış halde ve derhal çalışmaların durdurulmasını istiyor.
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Muratlar köyünde, üç ayrı noktada sondaj çalışmalarını sürdüren firmaya, yöre halkının tepkisi sürüyor.
köyden bazı kişiler sondaj yapan Teckcominco firmasında işçi olarak çalıştıklarını ancak köyün içme sularının bozulması yüzünden işi bıraktıklarını söylediler. Sondaj çalışmalarının tamamlandığı alanlarda da kaynağı henüz bilinmeyen bir tür yapışkan madde dikkati çekiyor.. İçilen suyun üzerinde kokulu bir yağ tabakası oluştuğunu iddia ediliyor.''
bunlarsa yöreden son haberler... bu sondaj çalışmalarının insan sağlığını tehdit ettiği açıkça ortadadır. ki ölüme kadar giden sonuçlarda olmuştur bu alanda...... ekonomi için enerji için maden şart ya!!! insanların sağlığı neden önemsiz peki? belki bilginiz vardır. ''balya''.... 1850’li yıllarda işletmeye başlanan Balya’daki maden, 1939 yılında kapanmış olmasına rağmen, hala (70 yıldır) çevresini nasıl kirlettiği...
27 ekim günüyse kazdağlarına sadakat yolculuğu yapıldı... Doğa Derneği ve Atlas Dergi grubunun düzenlediği Kazdağına Sadakat yolculuğunda amaç hem yürüttülen çalışmalara destek olmak hemde sembolikte olsa delinerek yaralanmış dağımızın yarasını sarmaktı.
Doğa Derneği başkanı,genel müdürü,çalışanları ve aktivistleri,Atlas Dergisi Yayın yönetmeni ile beraber aralarında Buğday Derneği ve Dergisi yöneticileri,Tema, Açık Radyo, İz TV'nin de aktif katıldığı 50 kişilik Kazdağı Sadakat Yolcuları 28 Ekim günü sabahtan Kazdağının Zirvesine çıktılar...
boş durulmuyor yani. Kaz dağları koruma girişimi bir çok panel sempozyum ve etkinliklerle insanları bilinçlendiriyor. bölgede çeşitli kuruluşlar imza kampanyaları düzenledi. benim bildiğim marçep ve çanakkaleçep , internette imza kampanyasıysa hazırlanma aşamasında haberim olduğu anda ekleyeceğim...
kazdaginikoruma@gmail.com a merak ettiklerinizi, anlamadıklarınızı, destek olmak istiyorsanız neler yapılabileceğini, önerilerinizi, mail atabilirsiniz. hepsi teker teker okunuyor ve yanıtlanıyor... o bölgede bir çok etkinlik var. bilgilendirme ve dayanışma gezilerine başlandı. dilerseniz katılın Kaz Dağlarının mükemmel atmosferinizi teneffüs ederseniz, belki tehlikeyi iliklerinize kadar daha fazla hissedersiniz.......
unutmayın bilinçli insanlar olarak sizlerden beklentimiz ise imza kampanyalarına destek olmanız. Daha fazlasını yapabilirim diyorsanız Kazdağı Koruma hasretle sizi bekliyor. Su kaynaklarının tükenmemesi, toprağın havanın kirlenmemesi, çocuklarınıza temiz bir dünya bırakmak sizin elinizde...
sizlerden aşağıdaki linkteki 5 yazıyı okumanızı isterim... özellikle bakan hilmi güler'e ait olanı!!.. duyarlı olan kendi halkını, arkasında yabancı güçler bulunmakla, ajanlıkla suçlayan bakanı!!..
http://www.kazdaglari.com/ana%20sayfa/altin/altin.htmlson olarak Prof. Dr. Türkel MİNİBAŞ'ın Adı GOP (geliştirilmiş ortadoğu projesi) :
İDA eteklerinden Meksika sahillerine…
Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan açlık öyküsü…
isimli panel bildirisinden bir alıntı...
“Yalnız kalçaları bir bezle örtülü insanlar üç yoldan ilerliyorlar.
Birinin sırtında top arabasının tekerleği,
başka birinin sırtında bir deste silah,
ötekinin de öteberi dolu bir sandık.
İspanyol subayı, Kızılderilinin başı üzerinde bir değnek kaldırmış
bir eliyle de saçlarını tutup çizmesinin burnuyla karnını döğüyor.
Yan tarafta bir kaya.
Üzerinde çarmıha gerilmiş İsa.”
İnsan Nasıl İnsan Oldu
M.İlin-E.Segal
bu linktense Prof. Dr. Türkel MİNİBAŞ kaz dağları için yazdığı güncel bir yazıya ulaşabilirsiniz...
http://www.turkelminibas.net/read.asp?id=153&tur=gazete oldukça fazla kaynaktan yararlanarak özellikle üniversite hocalarının araştırmaları kapsamında genel bir bilgilendirme yapmaya çalıştım. anlatılacak o kadar fazla konu, hepsi birbirinden değerli noktalar var... sorularınız, aklınıza takılanlar varsa sorabilirsiniz... İçinde barındırdığı muhteşem bitki örtüsü (FLORA) ve hayvan çeşitliliği (FAUNA) yanında, işte böylesine önemli ve son derece ciddi bir ekonomik-sosyal ve kültürel gelişime de beşiklik eden Kaz dağlarını maden tekelcilerine yağmalattırmamak için çabalıyoruz... bunun için elimizden geleni yapacağız...
....KAZ DAĞLARI MADEN ÇUKURUNA DÖNMESİN....saygıyla...